
İlköğretim 3.Sınıflar icinde 3.sınıf dökümanlar Bilmeceler, fıkralar, hikayeler, masallar, öğretilebilecek şarkı s konusu , Bilmeceler, fıkralar, hikayeler, masallar, öğretilebilecek şarkı sözleri, tekerlemeler link kırık…
| |||||||
İlköğretim 3.Sınıflar icinde 3.sınıf dökümanlar Bilmeceler, fıkralar, hikayeler, masallar, öğretilebilecek şarkı s konusu , Bilmeceler, fıkralar, hikayeler, masallar, öğretilebilecek şarkı sözleri, tekerlemeler link kırık…
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| Birruh Biddem Nefdike Ya Aqsa Ya FİLİSTİN Üyelik tarihi: 18-02-07
Mesajlar: 13.810
Tecrübe Puanı: 815 ![]() | Bilmeceler, fıkralar, hikayeler, masallar, öğretilebilecek şarkı sözleri, tekerlemeler link kırık ![]() ![]() ![]() Konu @ksakal tarafından (23.10.07 Saat 17:52 ) değiştirilmiştir.. |
| |
| | #2 |
| Birruh Biddem Nefdike Ya Aqsa Ya FİLİSTİN Üyelik tarihi: 18-02-07
Mesajlar: 13.810
Tecrübe Puanı: 815 ![]() | Vezir İle Köylü Padişah veziri ile birlikte sabah erkenden ahalinin durumu nasıl bir göreyim diyerek tebdili kıyafetle yola çıkar Epey bir süre yol gittikten sonra tarlada çalışan yaşlı bir köylüye rastlarlar Padişah köylüye selam verir ![]() Köylü padişahı tebdili kıyafet gezmesine rağmen tanır ve ALEYKÜMSELAM PADİŞAHIM 'der ve aralarında bu konuşma geçer ![]() PADİŞAH: Geç kalmışsın KÖYLÜ : Er kalktım da el aldı PADİŞAH: Irakdan nasılsın? KÖYLÜ : Sayende iyiyim PADİŞAH: İkiden nasılsın? KÖYLÜ : İkiyi üç ettim PADİŞAH: Kaz yolmasını bilir misin? KÖYLÜ : Pek bilirim Köylünün bu cevapları üzerine padişah veziri ile birlikte saraya geri döner Vezirine köylünün cevaplarından ne anladığını sorar, vezirden hiç bir cevap alamaz PADİŞAH: Ben yarın ölsem yerime vekalet edecek kişisin? Sen daha köylünün cevaplarından bir şey anlamıyorsun,bu halde sen nasıl benim yerime vekalet edersin? Bu halkın durumu ne olur? Ne yaparsan yap köylünün cevaplarının ne anlama geldiğini öğren yoksa sen bilirsin deyip veziri yollamış Evine giden vezirin halini gören hanımı vezire ne olduğunu sormuş fakat vezirden hiçbir cevap alamamış Bir müddet geçmiş vezirin durumuna üzülen hanımı vezire; Derdini söylemeyen derman bulamaz,neyin var söyle bir bakalım demiş,vezir çaresizlik içinde; durumunu hanımına anlatmış,hanımı; senin üzüldün şeye bak,evden biraz altın al,yaşlı olduğu için köylü hala oralardadır,parayı ver cevaplarını sor demiş![]() Bu yola çok sevinen vezir altınları aldığı gibi yola çıkmış, Köylüyle konuştukları yere gelmiş ve köylünün orda olduğunu görmüş VEZİR : Senin padişaha verdiğin cevapların anlamlarını öğrenmeye geldim KÖYLÜ : Tamam öğrenebilirsin ama bedava olmaz VEZİR : 100 altın vermiş sormuş, padişah sana geç kalmışsın dedi Sen er kalktım da el aldı dedin![]() KÖYLÜ :Padişah bana çocukların yok mu bu yaşta sen hala çalışıyorsun dedi Bende oğlum vardı,evlendirdim,el kızı alıp gitti demiş VEZİR : 100 altın daha verip sormuş, padişah sana ırakdan nasılsın dedi Sen sayende iyiyim dedin![]() KÖYLÜ : Gözlerin nasıl uzağı göre biliyor musun dedi bende iyiyim göre biliyorum dedim ![]() VEZİR : 100 altın daha verip sormuş, Padişah sana ikiden nasılsın dedi Sen ikiyi üç ettim dedin KÖYLÜ : Bana ayakların nasıl diye sordu bende dizlerim ağrıyor,yürümekte zorlanıyorum baston kullanmaya başladım dedim ![]() VEZİR : 100 altın daha verip sormuş, Padişah sana kaz yolmasını bilir misin dedi Sende pek bilirim dedin KÖYLÜ : Padişah bana senin için göndersem yolabilir misin? dedi bende pek bilirim dedim ve sen burayı geldin paralarını almakla kaz yolmuş oldum der ![]() Doğru Olanı Yapmak On bir yaşındaydı ve New Hampshire gölünün ortasındaki adadaki evlerinde ne zaman eline bir fırsat geçse hemen balığa giderdi Levrek avı yasağının kalkmasından bir gün önce, babasıyla akşamın ilk saatlerinde küçük güneş balıklarından yakaladı Sonra oltasına yem takıp, oltayı fırlatma talimi yaptı Yem suya değdiği zaman gün batımında suda altın haleler oluşturmuş, daha sonra gölün üzerinde ay doğmuştu Oltasının hızla çekildiğini hissedince, oltaya büyük bir balık geldiğini anladı Babası oğlunun balığı çekişini hayranlıkla izledi Çocuk sonunda düşen balığı sudan çıkardı O güne kadar gördüğü en büyük balıktı, ama henüz av yasağının kalkmasına saatler kalmış olan bir levrekti Baba oğul güzelim balığa baktılar, pulları ay ışığında ışıl ışıl parlıyordu Babası bir kibrit yakıp saatine baktı Saat on olmuştu Av yasağının bitmesine daha iki saat vardı Önce balığa, sonra oğluna baktı " Suya geri bırakman gerekiyor, oğlum, " dedi " Baba!" diye itiraz etti çocuk ağlamaklı bir sesle " Başka balıklar da var, " dedi babası " Ama hiçbiri bunun kadar büyük değil " dedi çocuk Göle şöyle bir göz attı Gölde hiçbir balıkçı teknesi yoktu Babasının yüzüne baktı bu kez Kendilerini hiç kimsenin görmemiş olmasına, kimsenin ne balığı yakaladıklarını bilmesinin olanaksız olmasına karşın, babasının sesinden bu konuda hiçbir ödün vermeyeceğini anlamıştı![]() Oltanın ucunu balığın ağzından çekti ve balığı gölün karanlık sularına bıraktı Balık suya düşer düşmez, şöyle bir çırpındı ve gözden kayboldu Çocuk bir daha bu kadar büyük bir balık tutamayacağından emindi Bu olay bundan tam otuz dört yıl önce oldu Bugün o çocuk New York City'nin ünlü mimarlarındandır Babasının küçük evi hala o adadadır Oğlunu ve kızlarını hala o adadaki küçük eve balık tutmaya götürür Çocuk haklıydı Bir daha o kadar büyük bir balık tutamadı Fakat değerler konusunda bir ikilem yaşadığı zaman hep o balığı gözünün önüne getirdi![]() Babasından öğrendiği gibi değerler doğru ile yanlışın ne olduğu konusunda çok basit bir konudur Güç olan yalnızca değerlerin uygulanabilmesidir Birileri görmediği zaman da doğru olanı yapabiliyor muyuz? Evet, küçüklüğümüzde bizlere balığı suya geri bırakmak öğretilseydi, doğru olanı yapabilirdik Çünkü gerçeğin ve doğrunun ne olduğunu öğrenmiş olurduk Doğru olanı yapma kararı belleklerimizdeki canlılığını hiçbir zaman yitirmez Bu anıyı dostlarımıza ve torunlarımıza göğsümüz kabara kabara anlatırız Fırsatlardan yararlanmak değil, doğru olanı yapmaktır önemli olan Kaynak: James P Lenfestey ©Bir Baba'nın Oğluna Nasihatı Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde bulunuyormuş "Son tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum" demiş Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı "Olur" demiş çekine çekine Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş, hepsini suyla doldurup üçünün de altını yakmış "Şimdi, istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana" demiş oğluna Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş ![]() ![]() Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba koymuş Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu Yemek masasında üç tabak duruyormuş Kaplarda kaynayan havuçları, yumurtaları ve kahve çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara yerleştirmiş Sonra oğluna dönüp sormuş: "Ne görüyorsun?" Oğlu düşünürken açıklamaya başlamış "Havuçlar haşlandıkça aslını kaybedip yumuşamış Yumurtalar görünüşte baştaki gibi sert duruyorlar ama içleri katılaşmış Kahve taneleri ise olduğu gibi duruyor, başta neyseler sonunda da öyleler![]() " Sonra asıl tavsiyesine sıra gelmiş: "Evlilikte aşk ve şefkat birlikte olmalıdır Aşksız bir evlilikte her iki eş de şu gördüğün havuçlar gibi birbirlerini tüketirler, eskitirler, pörsütürler Şefkatsiz bir evlilikte ise eşler birbirlerine ne kadar tahammül etseler de, şu gördüğün yumurtalar gibi içten içe katılaşırlar, birbirlerinden uzaklaşırlar ![]() Aşkın da şefkatin de olduğu bir evlilikte ise, şartlar ne olursa olsun, eşler tıpkı şu kahve taneleri gibi, birbirlerinin yanında kalırlar, kendi kişiliklerini yitirmezler Kahve tanelerinin tekrar kaynatılmaya hazır olmaları gibi, onlar da birbirleriyle baş başa uzun yıllar geçirmeye isteklidirler![]() Oğlu aldığı bu dersten tatmin olmuşa benziyordu "Asıl ders bu değil!" dedi baba Oğlunun elinden tuttu, ocağın üzerinde bıraktığı kapların içinde kalan suları gösterdi "Havuçlardan ve yumurtalardan arta kalan suya bak ![]() ![]() İkisinde de bir tat yok " Kahve çekirdeklerini çıkardığı kaptaki suyu yavaşça bir fincana boşalttı Mis gibi taze kahve kokuyordu Fincanı oğluna uzattı "İçmek istersin herhalde" dedi Oğlu kahvesini yudumlarken konuşmasını sürdürdü "Kahve çekirdekleri gibi birbirlerini tüketmeyen eşlerin paylaştığı yuva da işte böyle olur Mis gibi, temiz ve huzur verici Herkesin fincanına koyup yudumlayacağı taze kahve gibi![]() ![]() Çünkü onlar birbirlerini harcamayarak, birbirlerine aşkla ve şefkatle davranarak hayata kendi tatlarını, kokularını ve renklerini katmayı başarırlar "Ayakkabıcı Ayakkabıcı,yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu izlemekteydi Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı Gerçi mallar lüks sayılmazdı; ama küçük bir dükkan için yeterliydi Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı Hem de güçlükle Adam ona bir kez daha göz attı Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti Bir müddet öyle durdu Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkandan dışarı fırlayıp: - Küçük! diye seslendi Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir harika! Çocuk, ona dönerek: - Gerçekten çok güzeller! diye tebessüm etti Ama benim bir bacağım doğuştan eksik - Bence önemli değil! diye atıldı adam Bu dünyada her şeyiyle tam insan yok ki! Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı Kiminin de aklı ya da vicdanı Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu Adam ise konuşmayı sürdürdü: - Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi Çocuğun kafası iyice karışmıştı Bu sefer adama doğru yaklaşıp: - Anlayamadım! dedi Neden öyle olsun ki? - Çok basit! dedi, adam Eğer vicdan yoksa, cennete giremeyiz Ama ayaklar yoksa, problem değil Zaten orada tüm eksiklikler tamamlanacak Hatta sakat insanlar, sağlamlara oranla daha fazla mükafat görecekler ![]() ![]() Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti O güne kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi Adam, vitrini işaret ederek: - Baktığın ayakkabı, sana yakışır! dedi Denemek ister misin? Çocuk, başını yanlara sallayıp: - Üzerinde 30 lira yazıyor, dedi Almam mümkün değil ki!![]() - İndirim sezonunu, senin için biraz öne alırım! dedi adam Bu durumda 20 liraya düşer Zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder Çocuk biraz düşünüp: - Ayakkabının diğer teki işe yaramaz! dedi Onu kim alacak ki? - Amma yaptın ha! diye güldü adam Onu da sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı Adam, devam ederek: - Üstelik de öğrencisin değil mi? diye sordu - İkiye gidiyorum! diye atıldı çocuk Üçe geçtim sayılır - Tamam işte! dedi adam 5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira O da zaten pazarlık payı olur Bu durumda ayakkabı senindir,sattım gitti! Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkana girdi İçerideki raflar, onun beğendiği modelin aynısıyla doluydu Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı Bir tabure alıp döndükten sonra çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi Ve çıkarttığı eskiyi göstererek - Benim satış işlemim bitti! dedi Sen de bana, bunu satsan memnun olurum -Şaka mı yapıyorsunuz? diye kekeledi çocuk Onun tabanı delinmek üzere Eski bir ayakkabı, para eder mi? - Sen çok câhil kalmışsın be arkadaş ![]() dedi, adam Antika eşyalardan haberin yok herhalde Bir antika ne kadar eski ise o kadar para tutar Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30-40 lira eder Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları üzerinden atabilmiş değildi Mutlaka bir rüyada olmalıydı Hem de hayatındaki en güzel rüya Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kağıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek: - Bana göre 20 lira yeterli ![]() dedi İndirim mevsimini başlattınız ya!Adam onu kıramayıp parayı aldı Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu Her nedense içi içine sığmıyordu Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip: - Babam haklıymış! dedi ‘Sakat olduğum için üzülmeme hiç gerek yok!’ demişti Her rüzgar savuracak bir toz bulur, Her hayat yaşanacak bir can bulur, Her umut gerçekleşecek bir düş bulur Bulunmayacak tek şey senin benzerindir Çatlak Kova Hindistan'da bir sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış Kovalardan biri çatlakmış Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş Bu durum iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiş Sucu her seferinde patronunun evine sadece 1,5 kova su götürebilirmiş Sağlam kova başarısından gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan dolayı utanç duyuyormuş İki yılın sonunda bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya seslenmiş![]() "Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum " "Neden? ![]() ![]() " diye sormuş sucu "Niye utanç duyuyorsun?![]() ![]() " Kova cevap vermiş: "Çünkü iki yıldır çatlağımdan su sızdığı için tasıma görevimin sadece yarısını yerine getirebiliyorum Benim kusurumdan dolayı sen bu kadar çalışmana rağmen, emeklerinin tam karşılığını alamıyorsun " Sucu söyle demiş: "Patronun evine dönerken yolun kenarındaki çiçekleri fark etmeni istiyorum " Gerçekten de tepeyi tırmanırken çatlak kova patikanın bir yanandaki yabani çiçekleri ısıtan güneşi görmüş Fakat yolun sonunda yine suyunun yarısını kaybettiği için kendini kötü hissetmiş ve yine sucudan özür dilemiş![]() Sucu kovaya sormuş: "Yolun sadece senin tarafında çiçekler olduğunu ve diğer kovanın tarafında hiç çiçek olmadığını fark ettin mi? ![]() ![]() Bunun sebebi benim senin kusurunu bilmem ve ondan yararlanmamdır Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün biz ırmaktan dönerken sen onları suladın İki yıldır ben bu güzel çiçekleri toplayıp onlarla patronumun sofrasını süsleyebildim Sen böyle olmasaydın, o evinde bu güzellikleri yaşayamayacaktı "Bisiklet Babam bana bisiklet almak istemiyordu Çocukların çok dikkatli olmadıklarını söylüyordu Ben, dikkatli olacağımı söylüyordum Ondan sonra ağlıyordum Sonunda babam matematik sınavında ilk on kişi arasında olursam, bana bisiklet alacağına söz verdi İşte bu yüzden, dün okuldan gelirken çok mutluydum Matematik sınavında onuncu olmuştum Babam bunu öğrenince gözlerini fal taşı gibi açtı: -Heyt be! Heyt be, dedi Annem beni öptü Babamın, bana hemen güzel bir bisiklet alacağını söyledi Aslında biraz da şansım olmuştu Çünkü yalnızca on bir kişi katılmıştı sınava Ötekiler hep grip olmuştu On birinci de sınıfın hep sonuncusu olan Dalgacı’ ydı Ama önemli değil, onun bisikleti var zaten Sempe / Goscinny Bırak Sevgi Seni Bulsun İyi kalpli, yalnız bir adam, bir gün bir koza bulur Kozanın içinde küçük bir tırtıl vardır Adam çok sever bu tırtılı, onunla tüm yalnızlığını, tüm sevgisini paylaşır Gel zaman git zaman tırtıl büyür, güzel bir kelebek olur Adam, kelebeğine hayran![]() ![]() bırakamaz bir türlü![]() ![]() Aslında kelebeğin aklında dağlar, kırlar, çiçekler vardır da; kıyamaz bir türlü adama ve sevgisine, yalnız bırakamaz Onu![]() ![]() Üç günlük ömrünü sevildiği ve sevdiği yerde geçirmeye hazırdır![]() ![]() Ama adam bilir ki; “Sevmek bazen vazgeçmeyi de bilmektir ![]() ![]() ” Kelebeğine son kez bakar ve onu salıverir özgürlüğüne, kırlarına, çiçeklerine doğru ![]() ![]() Kelebek mutlu olmasına mutlu olur ama hiç bir meltem, hiç bir çiçek yaprağı adamın avucunun sıcaklığını andırmaz![]() ![]() Aklında adam, o çiçek senin bu çiçek benim dolaşır saatlerce![]() ![]() Adam bir kelebeğe sevdalı,bakıp durur boşluğuna Kelebekse hala konacak sıcak bir avuç aramakta![]() ![]() Böylece kelebek şunu anlar: Bazen ait olduğumuz yer orasıdır; Sıcak bir avuçtur biliriz Ama o yerin bize ait olma ihtimali bir hiçtir ![]() ![]() Böylece adam şunu anlar: Hiç bir sevdayı yalnızca sevgiyle yaşatamazsınız ![]() O günden sonra kelebek, adama duyduğu özlemi gömecek bir dağ aramaya başlar, ama gücü tükenene dek arayıp da bulamayınca anlar ki; Hiçbir dağ bir özlemi gömebileceğiniz kadar büyük değildir ![]() ![]() Adamsa artık sevdasını koyar sımsıcak avuçlarına; kelebeğin yerine ![]() ![]() Herkes bir şeyler yaşar; iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış ![]() ![]() Yaşadıklarından bir çıkarım yaparak hayatına bir yol verir; aynı zamanda düşüncelerine de ![]() ![]() Bırak SEVGİ seni bulsun ![]() ![]() ![]() Baloncu Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını gizleyemiyordu Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu Bir ara adamın kendisine baktığını fark ederek ona doğru yaklaştı ve bütün cesaretini toplayarak:-Baloncu amca, dedi Biliyor musun benim hiç balonum olmadı Adam çocuğu söyle bir süzdükten sonra: -Paran var mı? diye sordu sen onu söyle -Bayramda vardı, diye atıldı çocuk, önümüzdeki bayram yine olacak -Öyleyse bayramda gel, dedi adam -Acelem yok, ben beklerim Çocuk sessizce geri döndü O ana kadar balonlardan ayırmadığı gözleri dolu dolu olmuş, yürümeye bile mecali kalmamıştı Bir kaç adım attıktan sonra elinde olmadan tekrar onlara baktığında, gördüklerine inanamadı Balonlar, her nasılsa adamın elinden kurtulmuş ve yol kenarındaki büyük bir akasya ağacının dallarına takılmıştı Çocuk, olup bitenleri büyük bir merakla takip ederken,baloncu ona doğru dönerek: -Küçük, diye seslendi Balonları ağaçtan kurtarırsan birini sana veririm![]() Yapılan teklif, yavrucağın aklını başından almıştı Koşarak ağacın altına doğru yöneldi ve ayakkabılarını aceleyle fırlatıp tırmanmaya başladı Hedefine adım-adım yaklaşırken duyduğu heyecan, bacaklarını kanatan akasya dikenlerinin acısını hissettirmiyordu Sincap çevikliğiyle balonlara ulaştığında bir müddet onları seyretti ve dallara dolanan ipi çözerek baloncuya sarkıttı Ancak balonlardan birisi iyice sıkıştığından diğerlerinden ayrılmış ve ağaçta kalmıştı Çocuk onu kurtarmaya kalkışsa, dikenlerden patlayacağını çok iyi biliyordu İster istemez balonu yerinde bırakıp aşağıya indi ve adam dönerek: -Birini bana verecektiniz, dedi Hangisi o? Adam elini tersiyle burnunu sildikten sonra: -Seninki ağaçta kaldı evlat, dedi İstersen çık al Çocuk bu sefer ayakta bile duramadı Kaldırım kenarına oturup baloncunun uzaklaşmasını bekledikten sonra, dallar arasında parlayan balona uzun uzun bakarak: "Olsun", diye mırıldandı "Olsun" Ağacın üzerinde kalsa da, bir balonum var ya artık![]() ”Konu @ksakal tarafından (23.09.07 Saat 21:58 ) değiştirilmiştir.. Sebep: muhteva.com otomatik flood önleyici |
| |
| | #3 |
| Öylesine Uğradım ![]() Üyelik tarihi: 12-10-07
Mesajlar: 2
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | dosyayı silmişler |
| |
| | #4 |
| Birruh Biddem Nefdike Ya Aqsa Ya FİLİSTİN Üyelik tarihi: 18-02-07
Mesajlar: 13.810
Tecrübe Puanı: 815 ![]() | maalesef öyle olmuş ![]() uyarınız için teşekkürler![]() |
| |
| | #5 |
| Öylesine Uğradım ![]() Üyelik tarihi: 28-12-07
Mesajlar: 1
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | ya of ben zihinden problemlere gircem açılmıyo ya üyede oldum ginede açılmıo birisi bana zihinden problemelerin nasıl açıldığını söyleyebilirmi Konu gizem123 tarafından (28.12.07 Saat 15:55 ) değiştirilmiştir.. Sebep: flood önleyici |
| |
| | #6 |
| Yeni Üye ![]() Üyelik tarihi: 23-01-08 Nerden: ...
Mesajlar: 11
Tecrübe Puanı: 26 ![]() | tesekurler |
| |
| | #7 |
| Öylesine Uğradım ![]() Üyelik tarihi: 08-03-08
Mesajlar: 3
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | link nerede?:lol; |
| |
| | #8 |
| Öylesine Uğradım ![]() Üyelik tarihi: 25-10-07
Mesajlar: 8
Tecrübe Puanı: 16 ![]() | teşekkürler |
| |
| | #9 |
| Öylesine Uğradım ![]() Üyelik tarihi: 23-11-07
Mesajlar: 5
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | bilmeceler ve şarkılar nerede??? |
| |
![]() |
| Bookmarks |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |