ABDÜLHAMİD ve İTTİHAD-I İSLAM

(İSLAMCILIK)

 

GİRİŞ

İslamcılık, İlk defa yeni Osmanlılar arsında gündeme gelmiştir.İslami inanç ve siyaseti hayata hâkim kılmak Müslümanlar arsında birlik ve bütünlük sağlayarak İslam ülkelerini geri kalmışlıktan kurtarmak amacıyla XIX. Yüzyılda ortaya çıkmıştır.[1] İslamcılık İmparatorluğun sarsıcı çözülme sürecinde devleti toparlamak amcıyla sığındığı ideolojilerden biridir. Tabi sadece islamcılık üzerinde durulmadı başka siyasi içtimai yollarada başvuruldu.[2] Osmanlı Devletinin başında bulunan padişah aynı zamanda Halife ünvanı taşıyordu ve hukuk düzeni şeriata dayalıydı yani islamcılık ideolojisi dini düzene dayanılarak kolay savunulabilir bir ideolojiydi.[3] İslamcılık daha çok padişahın elinde bulundurduğu halifelik silahını kullanıp Müslümanları emri altına alarak devlet menfaatlerinde kullanmak maksadıyla kullaılmaya çalışılmış bir ideolojidir. II Abdülhamid’in siyasetinde bunları görmek mümkündür. II. Abdülhamid hilafet kurumunun manevi anlamını kullanarak sadece Osmanlı sınırlarında değil sınır ötesi İslam devletlerinede ulaşmayı amaçlamıştır.

XIX. yüzyıl ve XX. Yüzyıl islamcılık düşüncesi içerisinde hukuk ve edebiyat da yeniden yoğurulmuştur. Bu alanlardaki düşünürler Sultan Abdülhamid’in fikirlerinden çok İslam karşıtı olarak görülen davalara ve batılı tipi modernleşmeye karşı koymak amacıyla çalışmalarıdır.[4] Sömürgeci devletlerin İslam ülkelerini işgal etmeye başlamasıyla Endonezya, Hindistan ve Orta Asya’daki Müslümanlar bu durum karşısında hilafet makamından yani İslam ülkelerinden döneminde en güçlülerinden biri olan Osmanlılardan yardım talebinde bulundular. Bu durum Osmanlı aydınlarının gözünü giderek sınır ötesi İslam devletlerine çevirdi ve burada ki gelişmeler dünya İslam birliğini sağlama fikrinin oluşmasında rol oynadı. Dinin milletler arası siyasi ilişkilerde aktif rol oynamasıyla yani dinin ideolojiye dönüşme süreci siyasi tarafı ağır basan İslamcılık olarak adlandırıldı.[5]

İslam birliği olarak adlandıra bileceğimiz bu politikalar Sultan II. Abdülhamid’in Osmanlı devleti dışında bulunan Müslümanların özelliklede Müslümanlarca kutsal şehirlerinin Batılı devletlerin baskısından kurtarmak için halkın bilinçlendirilmesine çalışmaktaydı. İslamcılık Abdülhamid devrinde bir devlet politikasına dönüşmesiyle İslamcılık’a Abdülhamidin siyaset tavrı olarak bakılabilir. Abdülhamid dönemin gerektirdiği şartlar neticesinde tebaasının büyük bir kısmının gayrimüslimlerden olduğunu bildiği halde tarihi şartlar neticesinde İslamcılık ideolojisini benimsemiştir.[6] Bu şekilde halifelik makamını güçlendirip batılı devletler karşısında yeni bir kalkan oluşturmayı amaçlayan Sultan II. Abdülhamid Batılıların Osmanlıya ve diğer İslam ülkelerine karşı olan saldırıları kısmen de olsa bu şekilde hafifletmek istemiştir. Müslümanlar arasında güçlü bir bağ olduğunu göstermek ve halifelik makamını daha da güçlendirmek isteyen Padişah 1897 de Yunanlılara karşı kazanılan zaferin bütün İslam âleminde milli bir başarı olarak kutlanmasını sağlamıştır.[7]

İslamcılığın fikir hareketinden siyasi bir politikaya dönüşmesi II. Abdülhamid döneminde önemli uygulamalara sahne olmuştur. Devlet içinde Araplara ilgi gösterilmesi sarayda Arap asıllı çalışanlar bulundurulması tarikat şeyhleriyle görüşmeler uzak İslam topluluklarıyla küçük çaplıda olsa diplomatik ilişkiler tesis edilmesi gibi devlet politikasında Sultan Abdülhamid tarafından önem verilmiştir.[8] Sömürgeci güçler tarafından işgale uğrayan İslam ülkeleri bundan sonra gözlerini Osmanlı devletine çevirip Osmanlı padişahını halife tanıyarak Hutbelerde zikretmeleri ve Osmanlı devletini hami olarak görmeleri Osmanlı devletini ister istemez sınır ötesi İslam devletlerinin meseleleri içine çekmiştir. Sultan II. Abdülhamid daha devletin siyasetini oluşturamadan hilafet ve İttihad-ı İslam konuları üzerine yoğunlaşmaya itmiştir.[9]

İslamcılık akımının temsilcisi olarak kabul edilen Sultan II. Abdülhamid Dini kurumların üstünde himaye kar bir idareci olmaktan çıkıp devlet içinde çoğunluğu meydana getiren Müslüman kültürüne ve görüşlerine göre bir kültür oluşturmaya çalışmıştır. Avrupa da ki diğer devletlerde kendi din ve hatta mezheplerine paralel olarak oluşturdukları kültür Osmanlılarda da İslam üzerine olacağı mutlaktır.[10]Sultan II. Abdülhamid, Müslümanlar arasında birlik sağlayarak sömürgeciliğe karşı koymak, Osmanlıyı parçalanmaktan kurtarmak ve devleti ayakta tutmak için ittihad-ı İslâm’ı  (İslâm Birliği) esas unsur olarak görmüştür. İttihad-ı İslam daha öncede kullanılmış olması muhtemelse de devletin takip ettiği siyaseti haline gelmesi II. Abdülhamid devridir. Dış siyasetteki gelişmeler II. Abdülhamid’in İttihad-ı İslam’ı desteklemesine sebeptir.[11] Halifelik II. Abdülhamid döneminde diplomasinin ana konusu haline gelmiştir. Ondan önceki padişahlar halifelik makamını bir sıfat olarak kullanmışlardır. II. Abdülhamid halifeliğe beynel İslam olarak kendi politikası doğrultusunda bir güç olarak kullanmıştır.[12]

Sultan II. Abdülhamid islam birliği siyasetine büyük bir yatkınlıkla destek vermiş ve islambirliğini gerçekleştirmek amacıyla halifelik sıfatını kullanmıştır. İttihad-ı İslam bir çok engellere rağmen sınır ötesi müslümanlar tarafındanda ilgi görmüş Balkan Savaşı ve I. Cihan Harbinde Hilafet makamına maddi ve manevi yardımları sözkonusudur. Hilafet kurumunun 1870 yılından sonra önem kazanmış 1871’den sonra müslümanlar için bir dayanışma umudu haline gelmiştir. II. Abdülhamid bu kurumu diplomasinin önemli bir kolu haline getirmiştir.[13] II. Abdülhamid’in tahta çıkmasıyla halifelik ünvandan ibaret olmaktan çıkıp milletler arası olaylarda önemli bir faktör haline geldi.[14] II. Abdülhamid nüfusunu artırmak için halifelik makamına büyğk bir önem veriyordu. Bu sıfatla Hicaz hattını inşaya kalkmış topladığı yardımlarla güçlüklede olsa başarılı olmuştur.[15]

İttihad-ı İslam kavramı ilk olarak 1869 yılında kullanılmıştır. Panislamizm kavramı ise en erken 1875 yılında kullanılmaya başlamıştır. İttihad-ı İslam kavramının Panislamizm olarak çevrilmesi ise The Times’da 19 Ocak 1882’de yayınlanan bir makalede kullanılmasıdır.[16]Pancermenizm, Panslavizm, Panitalyanizm ve diğer Pan hareketleri Osmanlıda İttihad-ı İslam fikrini Panislamizm olarak dönüştürüp destekler nitelikteydi. Çünkü Pan hareketler birbirine din, dil, kültür ve bazen de coğrafi yakınlık gibi unsurları barındıran gurupların dayanışmasını kuvvetlendirmeyi amaç edinen siyasi ve kültürel hareketlerdir. Yaygın olan hareket ise din, milliyet veya kıta birliği gibi yakınlıkların teşkil ettiği hareketlerdi.[17] Bu mantık üzerinden hareketle Osmanlı’nın da din kardeşliği üzerinde birleşme çabaları İslamcılık fikrini Pan hareketine dahil eder fakat Panislamizm ile diğer Pan Hareketlerini bir birinden ayıran en önemli fark Panslavizm, Pancermenizm gibi hareketlerin yayılmacılığı saldırgan bir politika izlerken Osmanlının Panislamizm’i yıkılmaya yüz tutmuş devletin savunma politikasıdır ve ırk gözetmeksizin ümmet bilinciyle hareket ederek sınırlarının dışındaki İslam devletleriyle İslam çatısı altında birleşmektir.[18]

  1. Abdülhamid’in uygulamaya çalıştığı İslam birliği bütün dünya Müslümanlarını bir bayrak ve vatan altında toplamaktan ziyade Sultan Abdülhamid’in siyaseti Osmanlı devleti sınırları içinde yaşayan Müslümanları bir birine kaynaştırmak çabasındaydı. Elbette tüm dünya Müslümanlarını Osmanlı önderliğinde İslam çatısı altında birleştirmeyi istemekteydi fakat Osmanlı devletinin öncelikle batı emperyalizminden kurtulması gerekmekteydi.[19]

Osmanlı devletinde yine bu dönemde Turancılık, Osmanlıcılık gibi diğer fikir akımları İslam’a ters düşmekte ve bir imparatorluk olarak içinde farklı etnik menşeli insanları barındırmasından dolayı devleti kurtarmaktan çok felakete sürükleyeceğini gören II. Abdülhamid Osmanlıcılık fikrinden yavaş yavaş bu fikre kaymıştır. Panislamizm’i desteklemiş ve izlediği politikalar bu denge üzerine olmuştur.Sadece Sultan değil Devlet adamları ve aydınlarda İslam çatısı altında birleşmenin daha kolay ve mümkün olduğu kanaatindedirler ki Osmanlı aydınlarının zaman zaman sınırları dışındaki İslam aydınlarındanda etkilendikleri görülmektedir.[20]

  1. Abdülhamid İttihad-ı İslam birliğinin tam olarak başarılı olabilmesi için fertler arasında bir birlik hasıl olması gerektiğini düşünmektedir. Bu yüzden devletin içinde bulunan etnik menşe’ ayrımı yapmadan iman çatısı altında her ırktan insanı kucaklıyordu. İslamcı siyasetini tabana yaymak için bazı yeniliklere gidilmiş, Müslüman mahallelerinde içki satışı yasaklanmış, umumi ahlakı koruyucu uygulamalar getirilmiş, kadın kıyafetlerinde birtakım değişiklikler yapılmış, eğitim ve öğretim de İslamcı anlayışa uygun sistem getirilmiş, yabancı okulların İslam karşıtlığı engellenmeye çalışılmış ve Müslümanlar ön plana çıkarılmıştır.[21]

  

SONUÇ

İttihad-ı İslam Osmanlı devletinin yıkılmaktan kurtulmak umuduyla giriştiği siyasi tarafı daha ağır basan bir ideolojiydi. Tam bir buhran döneminde tahta geçen Sultan II. Abdülhamid’in devletin içinde bulunduğu buhranı görmesi ve kurtulmak amacıyla daha önce Osmanlıcılık fikrini benimsemiş ise de Halifelik sıfatının İslamcılık ideolojisini Osmanlı Devleti lehine kullana bileceği bir akım olduğunu görerek Halifelik makamını güçlendirmiş ve bütün Müslümanları bu makam çevresinde toplamayı düşünmüştür. Bu amaçla sınır ötesi islam ülkeleri ile göstermelik de olsa diplomatik ilişkiler kurmaya çalışmıştır. Abdülhamid islamcılık için giriştiği olaylarda kısmen muvaffak olsada tam bir başarı elde edememiş ve devleti tahttan inene kadar kurtarsada yıkılmaktan kurtaramamıştır.

 

KAYNAKÇA

 

ALKAN, Mustafa, Osmanlılarda Hilafet 1517-19009 Geçişi Tarihi gelişimi ve Tesirleri, Çağlayan Yayınları, İzmir 1997.

 

AYDIN, Mehmet Akif, “İslamcılık”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C. 23, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul 2001, s. 67-70.

 

ÇOLAK, Mustafa, “Oppenesheim’in Raporlarına Göre II. Abdülhamid’in Panislamist Politikaları ve Bunun İngiliz-Alman Rekabetine Yansımaları”, SultanII. Abdülhamid Sempozyumu 20-21 Şubat 2014 Selanik İç ve Dış Siyaset Bildirileri, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 2014.

 

ERASLAN, Cezmi, “II. Abdülhamid ve Siyaseti: Türkiye Nasıl Kurtulur”, Sultan II. Abdülhamid Sempozyumu 20-21 Şubat 2014 Selanik İç ve Dış Siyaset Bildirileri, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 2014.

HÜLAGÜ, M. Metin, Pan-İslamist Faaliyetler, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 1994.

 

KOCAHANOĞLU, Osman Selim, Derviş Vahteti Ve Çavuşların İsyanı 31 Mart Vakası Ve İslamcılık, Temel Yayınları, İstanbul 2001.

 

KODAMAN, Bayram, “1876-1920 arası Osmanlı Siyasi Tarihi”, Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, C.12, Feza Gazetecilik Yayınları, İstanbul 1993, s. 52-65.

MERT, Nuray, “Türkiye İslamcılığına Tarihsel Bir Bakış”, Modern Türkiyede Siyasi Düşünce İslamcılık, C.6, Ed. Bora Tanıl – Murat Gültekingil, İletişim Yayınları, İstanbul 2005, s.411-419.

 

TOYNBEE, J. Arnold, 1920’lerde Türkiye (Hilafetin İlgası), Çev: Hasan Aktaş, Yöneliş Yayınları, İstanbul 1998.

 

TÜRKÖNE, Mümtazer, “İslamcılık”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C. 23, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul 2001, s. 60-62.

 

YILDIZ, M. Cengiz, “Osmanlı’nın Son Dönemindeki Üç Düşünce Akımının Sosyolojik Analizi”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, C. 7, S. 1-2, Elazığ 1995, s. 303-318.

[1] Mümtazer Türköne, “İslamcılık”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C.23, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul 2001, s. 60.

[2] Nuray Mert, “Türkiye İslamcılığına Tarihsel Bir Bakış”, Modern Türkiyede Siyasi Düşünce İslamcılık, C.6, Ed. Bora Tanıl – Murat Gültekingil, İletişim Yayınları, İstanbul 2005, s. 412.

[3] Osman Selim Kocahanoğlu, Derviş Vahteti Ve Çavuşların İsyanı 31 Mart Vakası Ve İslamcılık, Temel Yayınları, İstanbul 2001, s.28.

[4] Mehmet Akif Aydın, “İslamcılık”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C.23, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul 2001, s. 67-68.

[5] Mümtazer Türköne, A.g.e, 60-61.

[6] Bayram Kodaman, “1876-1920 Arası Osmanlı Siyasi Tarihi”, Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, C. 12, Feza Gazetecilik Yayınları, İstanbul 1993, s.61.

[7] Mustafa Çolak, “Oppenesheim’in Raporlarına Göre II. Abdülhamid’in Panislamist Politikaları ve Bunun İngiliz-Alman Rekabetine Yansımaları”, SultanII. Abdülhamid Sempozyumu 20-21 Şubat 2014 Selanik İç ve Dış Siyaset Bildirileri, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 2014, s. 311.

[8] Bayram Kodaman, A.g.e. s.61.

[9] Mustafa Alkan, Osmanlılarda Hilafet 1517-1909 Geçişi Tarihi Gelişimi ve Tesirleri, Çağlayan Yayınları, İzmir 1997, s. 172.

[10] Mustafa Alkan, A.g.e. s.175.

[11] M. Metin Hülagü, Pan-İslamist Faaliyetler, Boğaziçi yayınları, İstanbul 1994, s. 14.

[12] M. Metin Hülagü, A.g.e, s. 17.

Bayram Kodaman, A.g.e, s.61.

[13] M. Cengiz Yıldız, “Osmanlının Son Dönemindeki Üç Düşünce Akımının Sosyolojik Analizi”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, C. 7, S. 1-2, Elazığ 1995,  s. 310.

[14] J. Arnold Toynbee, 1920’lerde Türkiye (Hilafetin İlgası), Çev: Hasan Aktaş, Yöneliş Yayınları, İstanbul 1998, s. 46-47.

[15] Cezmi Eraslan, “II. Abdülhamid ve Siyaseti: Türkiye Nasıl Kurtulur”, Sultan II. Abdülhamid Sempozyumu 20-21 Şubat 2014 Selanik İç ve Dış Siyaset Bildirileri, Türk Tarih Kurumu Yayınları,  Ankara 2014, s. 21.

[16] M. Metin Hülagü, A.g.e, s. 11.

[17] M. Metin Hülagü, A.g.e,  s. 9-10.

[18] Cezmi Eraslan, A.g.e, s. 26.

[19] Mustafa Alkan, A.g.e, s. 174.

[20] M. Cengiz Yıldız, A.g.e, s. 308.

[21] Mustafa Alkan, A.g.e, s. 178.

 

RAYLAŞ