Âşık Tarzı Halk Şiiri

0
246

Âşık Tarzı Halk Şiiri

Din dışı konuları işleyen ve “âşık” denilen saz ozanları tarafından söylenen şiirlerdir. Âşıklar, Destan Dönemi’ndeki “ozan, şaman” gibi adlarla anılan sanatçıların devamıdır. Kopuzun yerini “bağlama” denilen saz almış, “koşuk’lar koşma ve semaiye dönüşmüştür. Âşıklar köy, kasaba, şehir, oba ve yeniçeri ocaklarında usta-çırak ilişkisiyle yetişir. Çoğu gezgin âşıklardır.

Âşık tarzı halk şiirinde “koşma, semai, varsağı, destan” nazım biçimleri ve “güzelleme, koçaklama, ağıt, taşlama” nazım türleri vardır. Bu türlerle “aşk, doğa, ayrılık, ölüm” gibi konular işlenir. Şairlerin “tapşırma” denilen mahlasları (takma ad) son dörtlükte söylenir. Bu mahlas sayesinde şiirler “anonim” olmaktan kurtulmuş, sahipleri bilinmiştir.
Bu şiirlerin bir kısmı sözlü gelenekte ezberlenerek kuşaktan kuşağa geçmiş ve günümüze kalmıştır. Bir kısmının da kaybolmamasının nedeni, “cönk” ve “mecmua”lardır. Cönk, köy ozanlarının şiirlerini (ve atasözü, bilmece, mani, fıkra gibi daha birçok ürünü) yazdıkları, yukarı doğru açılan defterlerdir. Uzun oluşlarından ötürü “sığır dili” de derler. Mecmua ise daha şehirli şairlerin şiirlerini yazdıkları yana doğru açılan defterlerdir.
16. yy.ın başlarında ortaya çıkan âşık edebiyatı geleneği, 18-19.yy.larda divan edebiyatına yaklaşmış, bu etkiyle bazı şairler hem halk hem de divan edebiyatı tarzında eser vermiş ve dilleri biraz ağırlaşmış, “divan, selis, kalenderi, vezn-i ahar, satranç, semai” gibi aruzlu türküler yazmışlardır. Bunu yapanlar, daha çok “kalem şairi” denilen şairlerdir. Kalem şairleri, köy ozanlarından farklı olarak, eğitim görmüş, okuma yazma öğrenmiş, divan şiirini öğrenmiş kişilerdir. Şehirlerde otururlar. Şiirlerini âşıklar gibi doğaçlama söylemezler; elde kalem, düşünerek ve çalışarak yazarlar. Bu şairler, saz çalmayı da doğru dürüst bilmediklerinden “kalem şairi” adıyla anılmıştır.

Semai: Arapça “sema” (işitme) sözcüğünden türemiştir. Semai, 8’li hece ölçüsüyle söylenen bir nazım biçimidir. 4+4 duraklı ya da duraksız olur. Uyak düzeni koşma gibidir. 3 ila 6 dörtlük arasında olur. Kendine özgü bir ezgisi vardır. Ezgisi, koşmaya göre daha hafif ve kıvraktır. Konuları koşmanınkilerle aynıdır ama semailerde güzelleme tarzı yaygındır. Divan şiirine özenen ozanlarca söylenmiş az sayıda aruzlu semai de vardır.
Ek Bilgi
Varsağı: Güney Anadolu’da “Varsak” adlı Türkmen boyu arasında özel bir ezgiyle söylenen bir nazım türüdür. Her şeyiyle semaiyle aynıdır. Sadece ezgisi farklıdır, bir de ilk dörtlüğünde semaiden farklı olarak “hey, behey, bre” gibi yiğitçe bir ünlem olur. En ünlü varsağı şairi, kendisinin de bir Varsak Türkmen’i olduğu sanılan Karacaoğlan’dır.

Koşma: Türk halk edebiyatının temel biçimidir. Âşık edebiyatında en çok kullanılan nazım biçimidir. “Koşma” terimi “koşmak” (katmak, eklemek) eyleminden türemiştir.
Koşmalar 3-6 dörtlük arasında olur. 11 ’li hece ölçüsüyle söylenir. Uyak düzeni “abab (abcb veya aaab), cccb , dddb …” biçimindedir. Kimi zaman ana uyağın bulunduğu bağlama dizesi aynen tekrarlanabilir. Halk şiirinde böyle dizelere “kavuştak” (divan şiirinde “nakarat”) denir.
Koşma türleri

Güzelleme
Sevgilinin, doğanın ya da sevilen herhangi bir şeyin (at, dağ, memleket vb.) güzelliklerini övmek için söylenen koşmalardır. Lirik şiirdir. En ünlü güzelleme ozanı Karacaoğlan’dır (16-17 .yy).
Koçaklama
Yiğitlik ve savaş konulu epik koşmalardır. Koçaklama terimi “koçak” (yiğit) sözünden türemiştir. Bu nazım türünün en başarılı ozanları Köroğlu (16.yy) ve Dadaloğlu’dur (19.yy).

Taşlama
Kişilerin veya toplumun aksak, bozuk, kötü yanlarını yeren, eleştiren, iğneleyip alay eden satirik koşmalardır. Bu nazım türünün en ünlü ozanı Seyrani’dir (19.yy). Çağdaş şiirimizde bu konudaki şiirlere yergi, divan şiirinde hiciv denir.
Ağıt
Bir kişinin ölümünden duyulan acıyı anlatan lirik koşmalardır. Ağıt da bir nazım türüdür. Anonim ağıtlar da vardır. İslamiyet öncesi dönemlerde “yuğ” adı verilen cenaze törenlerinde sagu denilen ağıtlar yakılırdı. Divan şiirimizde de ağıt tarzındaki şiirlere mersiye denir. Kişilerin dışında, büyük toplumsal felaketler için de ağıtlar söylenmiştir.