Risale-i Nur icinde Bediüzzamanın Hayatından Menkıbeler konusu , Nurdan Hatıralar/Bediüzzaman'ın Hayatından Menkıbeler Bayram Yüksel anlatıyor: Üstad Hazretleri Kastamonu'dan Denizli hapsine götürülürken zamanın Ankara Valisi Nevzat Tandoğan Üstad'ı sarıklı cürm-ü meşhud halinde yakalatmak ister Bu işle görevlimemurlar istasyona geldiklerinde …
| |||||||
| | |
Risale-i Nur icinde Bediüzzamanın Hayatından Menkıbeler konusu , Nurdan Hatıralar/Bediüzzaman'ın Hayatından Menkıbeler Bayram Yüksel anlatıyor: Üstad Hazretleri Kastamonu'dan Denizli hapsine götürülürken zamanın Ankara Valisi Nevzat Tandoğan Üstad'ı sarıklı cürm-ü meşhud halinde yakalatmak ister Bu işle görevlimemurlar istasyona geldiklerinde …
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| Moderator ![]() Üyelik tarihi: 15-02-08
Mesajlar: 2.142
Tecrübe Puanı: 543 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Nurdan Hatıralar/Bediüzzaman'ın Hayatından Menkıbeler Bayram Yüksel anlatıyor: Üstad Hazretleri Kastamonu'dan Denizli hapsine götürülürken zamanın Ankara Valisi Nevzat Tandoğan Üstad'ı sarıklı cürm-ü meşhud halinde yakalatmak ister Bu işle görevlimemurlar istasyona geldiklerinde Üstad'ı sarıksız görürler ve: "Nasıl haber aldı da sarığı çıkardı" deyip hayret içinde geri dönerler Daha sonra Üstad'a bu olayın nasıl olduğu sorulduğunda: "Bu keramet değildir Bir pire onları mağlup etti Ben başımı kaşımak için sarığımı çıkarmıştım " Üstad kerameti kendine değil pireye veriyordu (Son Şahitler-1, s 446)Abdülvahid Mutkan anlatıyor: Zübeyir ağabey yamalı bir elbise üstadımızın yanına gitmiş "Bu sofuluk, bu kıyafet üstadımızın hoşuna gidecek" diye![]() ![]() Üstad bu kıyafeti görünce; "Ben sana elbise alacağım Demesinler ki, Said'in hizmetkarları perişan![]() ![]() Zübeyir ağabey o pantolonu daha giymemiş "Abdullah Yeğin anlatıyor: Üstad Urfa'ya gelmişti Takside Üstadımızın halini, zafiyet ve halsizliğini görünce, çok perişan olmuştum Adeta ağlamak istiyordum Daha evvelki görüşmelerimizde sık sık bize diyordu: 'Bana bağlanmayanız Risale-i Nur'a bağlanınız Ben aciz bir insanım, kusurlarım var Risale-i Nur, Kur'an'ın malıdır, ona bağlıdır O size yeter Ben de sizin gibi bir ferdim Beni büyük bir zattır diye tanımayınız Risale-i Nur'da konuşan delil ve bürhan, hakikattır ' İşte bu sözlerin manasını düşünüyorum Şaşkın bir halde idim Üstad'la konuşmadığımız için üzgün olduğum gibi hastalığının şiddetini de görüyor, müteessir oluyordum 'Bana bağlanmayınız' sözlerini düşünüyordum Hemen Üstadımız geldi, diye seviniyor, hem de hastalığının şiddetinden çok müteessir oluyordum![]() Gelişinden bir gün sonra rahatlar ve iyileşir gibi olmuştu Yanına girdiğimde bana hitaben, 'Hiç merak etme! Küfür ölmüştür Bundan sonra birşeyler yapamazlar!' diyordu Elimi bırakmak istemiyordu![]() Hüsnü Bayramoğlu anlatıyor: "Bir gün üstadımızla birlikte giderken, yolda kalabalık bir grup gördük 'Zübeyir sen git, orada ne yapıyorlar, ne konuşuyorlar bana haber getir ' dedi Biz, 'Efendim bugün bayramdır herhalde bayram hakkında konuşuyorlardır' dedik Üstad ısrar etti: 'Zübeyir gitsin, dinlesin, haber getirsin Ben ileride bekleyeceğim' dedi Zübeyir ağabey gitti Biz de üstadla beraber epey uzakta onu bekledik Fakat zübeyr ağabey orada fazla durmadan hemen geldi Üstad, 'niçin çabuk geldin ve ne öğrendin' dedi O da 'üstadım bayram dolayısıyla konuşuyorlar Lüzumsuz toplantı ve gereksiz konuşmalar var Onun için hemen geldim' dedi Üstadımız da ona şöyle konuştu: ' Eğer sen orada fazla kalsaydın, duydukların seni meşgul etse ve kalbin de tesirlenseydi, muhakkak seni hizmetimden men edecektim!' "Ömür kısadır, onda yapılacak olan vazifeler ise çok ve ehemmiyetlidir " diyen adam![]() ![]() Başkalarının imdadına koşmak isteyen adam, boş ve gereksiz yere vakit öldürebAbdullah Yeğin ağabey anlatıyor: "Ankara'da iken, her şeyi bırakıp Üstad'ımızın yanına gitmek istiyordum Fakat düşünüyordum Babam harçlık göndermezse, bir menfaat beklemeden, kimseden bir şey almadan nasıl yaşarım diye cesaretim kırılıyor Üstadın kalbimizden geçenleri bildiğine, çok zaman cevap verdiğine veya tevafukla bu gibi şeylerin nasıl halledildiğine misal olarak şu hadiseyi zikrediyorum:"Emirdağ'a geldiğimde bir kitap açtı, bir sahifeyi gösterdi ve 'Okuyabilir misin?' dedi Kitap, Kur'an yazısı ile yazılmıştı 'Yavaş yavaş okurum' dedim Zora zora kitabı okudum Orada talebe-i ulum'un rızkına bereket düşer mealinde mühim bir ders vardı Okuyup bitirdikten sonra, 'Dersini aldın mı?' dedi Ben de Ankara'da o fikrimi hatırladım 'Aldım Üstad'ım' dedim![]() |
| |
| | #2 |
| Moderator ![]() Üyelik tarihi: 15-03-08 Nerden: KAHRAMANMARAŞ
Mesajlar: 5.005
Tecrübe Puanı: 837 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | ![]() ![]() ![]() : 013: Efşancığım ellerine, yüreğine sağlık![]() ![]() Yaşamındanen çok etkilendiğim; hala yattığı yeri merak ettiğim dostudur![]() ![]() Vesselam!![]() |
| |
| | #3 |
| Sadık Üye ![]() | üstadım diyorum ama beni talebeliğe kabul eder miydi bilmemem ama Allah'ın Türkiye'ye verdiği en büyük lutuflardan biri ismi ile müsenna BEDİÜZZAMAN ALLAH kullarını kulları fark etmese de birçok sıkıntıdan her zaman her yerde korur yeter ki bizler KUL olabilelim vesselam![]() |
| |
| | #4 |
| Daimi Üye ![]() Üyelik tarihi: 29-03-08 Nerden: Bursa
Mesajlar: 897
Tecrübe Puanı: 270 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | |
| |
| | #5 |
| Moderator ![]() Üyelik tarihi: 15-02-08
Mesajlar: 2.142
Tecrübe Puanı: 543 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | KURTARAN DUA Bediüzzaman Kastamonu sürgünündeydi 1936 dan itibaren altı yıl orada kalmış ve her faninin dayanamayacağı çileler ve işkenceler içinde yaşamıştı Özellikle Avni Doğan isimli vali hem kendisine hem de o ecdat yadigarı şehre ıstırap veriyordu Yol ve park yapmak bahanesiyle çok değerli tarihi eser yerle bir ediliyordu Mezarlıklar,camiler,d ergahlar,tekkeler yani bütün bir tarih düşmanca yok ediliyordu Asil ve mübarek bir hanedanın oğlu Hilmi bey bu olanları önleyebilmek için çok uğraşıyordu Ama etkili zatlara laf anlatmak imkansızdı Tahrip etmekte kararlıydılar Hilmi bey sonunda valiyi öldürmeye kara vermişti Silah temin etti plan yaptı Artık bu iş için ruhende hazırdı Bu düşüncelerle dalgın olarak gidiyordu Yolu Bediüzzamanın yaşadığı iki odadan ibaret evin önüne düştü Tam o esnada bir cam tıkırsı duydu İrkilerek başını kaldırdı Pencereden bakan Bediüzzaman eliyle işaret ederkonu çağırıyordu Hayırdır inşaAllah dedi Bu yaşlı hoca beni niçin çağırıyor ne diyecek acaba Merdiveni merak içinde çıktı Bediüzzaman elinde “Tahmidiye” duasını ona vererek kendisi için bundan birtane yazmasını istiyordu Bu isteğe pek bir mana verememişti Ama kolaylıkla yapacağı bir işdi peki dedi O gece saatlerce çalışıp duayı yazdı,yazarken iç dünyası değişti Yazıyı bitirip okuduğu zaman ise artık bir adam öldürücek değil bir karınca bile ezemeyecek haldeydi O zaman anladı ki duayı Bediüzzaman için değil kendisi için yazmıştı ![]() ![]() Artık öldürmeye değil diriltmeye talip bir NUR talebesiydi Daha sonra Denizli hapishanesinde Bediüzzamanla dokuz ay kaldı Bu nasıl bir dünya idi? Bir yanda ölümüne düşmanlık eden acımasızlar diğer yanda da düşmanlarını bile kurtarmaya uğraşan ve onların günahlarına göz yaşı döken bir Allah kulu ![]() ![]() |
| |
| | #6 |
| Moderator ![]() Üyelik tarihi: 15-02-08
Mesajlar: 2.142
Tecrübe Puanı: 543 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | 1960’ın 12 Temmuz’u Vakit, gece yarısına yaklaşıyor Urfa’daki Halil İbrahim Dergâhı’ndan balyoz sesleri yükseliyor Etrafı askerlerle çevrili türbede, 111 gün evvel vefat eden Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri yatıyor İhtilal komitesi üstadın mezarını taşıma kararı almış Ancak balyozları tutan askerler mermeri bir türlü kıramıyor Nihayetinde komutan sesleniyor: “Mezarı kim kırarsa 30 gün izin ” Pehlivan lakaplı Yusuf öne çıkıyor: “Ben kırarım ” Orada kimin yattığından ne onun ne de diğer askerlerin haberi var Verilen emir gereği Pehlivan Yusuf olanca gücüyle balyozu sallıyor Önce mermer kırılıyor, sonra toprak kazılıyor Said Nursi’nin naaşı bozulmamış kefeniyle kabirden çıkarılıyor![]() Bediüzzaman Said Nursi’nin 84 yıllık hayatı sıkıntılarla geçti Mahkeme mahkeme, şehir şehir dolaştırılıp durdu Kadir Gecesi’ne denk gelen 23 Mart 1960 tarihinde İpek Palas Oteli’nde vefat etti Ardından on binlerin duası eşliğinde Hz İbrahim Makamı’na defnedildi Vefatından üç gün önce Isparta yolunda talebelerine “Bunlar beni anlamadı ” dedi Bu sözleri adeta vefatından iki ay sonra gerçekleşecek olan 27 Mayıs 1960 ihtilalinin habercisiydi İhtilal olmuş ve Adnan Menderes’i idam sehpasına götüren süreç başlamıştı İhtilali yapanlar mezarın taşınmasına karar verdi Urfa’dan naaş önce uçakla Afyon’a, oradan da Isparta’ya götürüldü Askerler Bediüzzaman Hazretleri’ni taşımakla görevlendirildi Bu sürece şahitlik eden erlerden biri Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde, diğeri Gaziantep’in Nizip ilçesinde, bir diğeri ise İstanbul’da yaşıyor Pehlivan Yusuf ise üç buçuk ay kadar önce vefat etmiş Said Nursi’nin naaşını taşıyan uçaktaki muhabere subayı ise Bursa’da ikâmet ediyor![]() 12 Temmuz gecesi türbeyi 100 civarında asker kuşatır İçeriye kimse alınmazken bekçilerin de dışarı çıkmasına izin verilmez Onu ziyarete gelenler birer avuç toprağı hatıra olarak yanlarında götürmeye başlayınca Adana’dan getirilen mermerlerle mezarın üstü kapatılır Gece yarısı kabri taşımak için gelen askerler balyoz darbelerine rağmen bu mermerleri kıramaz Yusuf Hayal (1 Aralık 2005’te vefat etti) “Ben kırarım ” diyerek başlar vurmaya Dişleriyle 50 kilogramlık çuvalları taşıyan, tek başına bir arabayı 10 dakika boyunca kaldırarak hareket etmesine izin vermeyen Yusuf Hayal, balyozu her indirişinde mermerden de parçalar ayrılır Mezarın üstündeki toprağı kürekle dışarı atar Ve kefene sarılı beden ortaya çıkar![]() Yusuf Hayal’in kendine anlattıklarını aktaran eşi Emine Hayal, “İçini açmamışlar ama kefen hiç çürümemiş Aynen bugün konulmuş gibi Sık sık anlatırdı bize Yusuf Kendi elleriyle naaşı çıkartmış Adanalı bir arkadaşı galiba ona yardım etmiş ” diyor Bu sahnelere şahitlik edenlerden biri de Elbistanlı Tahir Aktaş’tır: “Türbenin etrafı abluka altına alınmıştı Askerden başka hiç kimse yoktu Biz kabre 5-6 metre mesafedeydik Gördüğüm kadarıyla cenaze sanki bugün defnedilmiş gibiydi Bakıştık birbirimizle Merak ediyoruz kim çıkıyor diye Mübarek adamın ismini hiç işitmemiştik Ama cenazenin çürümemiş olmasından dolayı tüylerimiz diken diken oldu ”Askere gitmeden önce köylerinde ceset çıkardıklarını, köylünün kokuya dayanamayarak oradan kaçtığını anlatan Aktaş, “Ama bu mübarek insan çıktığında yeni konulmuş gibiydi 3 ay 21 gün önce vefat ettiği düşünülünce çürümüş olması lazımdı Ancak kefende bedeni aynen duruyordu ” diyor![]() Yusuf Hayal’in anlattıklarını, asker arkadaşı Şenol Başaslan ise şöyle aktarıyor: “Gümüşhaneli Yusuf’a mezarın yerini göster, oradan nasıl çıkarttın diye sordum Beni götürdü Mezarın yerini bir iki gün sonra gösterdi O zaman anlattıklarına inandım Askerdim, cahildim ama Bediüzzaman Hazretleri’ni seviyordum Bana ‘Hiç leke yok Aynen bugün konmuş gibi’ demişti Kefen toprağa girdikten hemen sonra çürür Ama o üç aydan fazla kalmış Mübareğin kefeni çürümemiş ” Başaslan, kırılan mermer parçalarını da alaydaki yemekhane kapısının ardında gördüğünü kaydediyor Daha sonra nereye götürüldüğüne dair bilgisi ise yok Yusuf Hayal’in mermeri kırmasından ötürü hak ettiği izni 30 günden 45’e çıkartılır Bir ay kadar önce çıktığı Gümüşhane’nin Demirören köyüne yeniden döner![]() |
| |
| | #7 |
| O Artık Bizden ![]() Üyelik tarihi: 05-08-08
Mesajlar: 282
Tecrübe Puanı: 57 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | razı olsun |
| |
![]() |
| Bookmarks |
| Thread Tags |
| tahmidiye duası adanadan menkıbeler |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |