Genel Kültür ve Sanat icinde KAHVE YEMEN’DEN GELİRDİ konusu , KAHVE YEMEN’DEN GELİRDİ Önceleri Kahve Yemen'den gelirdi, şimdi ise Jacobs ya da nescafe markasıyla Avrupa’dan veya Amerika’dan gelir oldu. 38 kişilik yabancı turist taşıyan bir tur arabası dinlenme tesislerinde durmuş. …
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| sergüzeşt Üyelik tarihi: 18-02-07
Mesajlar: 13.869
Konuları: Tecrübe Puanı: 550 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | KAHVE YEMEN’DEN GELİRDİ KAHVE YEMEN’DEN GELİRDİ Önceleri Kahve Yemen'den gelirdi, şimdi ise Jacobs ya da nescafe markasıyla Avrupa’dan veya Amerika’dan gelir oldu. 38 kişilik yabancı turist taşıyan bir tur arabası dinlenme tesislerinde durmuş. Yolculardan önce aşağıya inen muavin, garsona bağırmış: -38 Türk kahvesi iki neskafe…! ![]() Nebat-ı Kahve: Kahve bitkisinin meyveler vermesi için yaklaşık beş yıl geçmesi gereklidir; üstelik bir bitki olgunlaştığında en fazla yarım kilo kavrulmuş kahveye denk gelecek kadar meyve verir. Doğal yöntemde olgunlaşan kahve meyveleri, çekirdekleri çıkarılmadan önce dalında veya yerde kurumaya bırakılır. Yıkama yönteminde ise çekirdekler meyveden hemen ayrılır, bir kazandaki suya daldırılır, ardından geniş düzlüklerde kurumaya bırakılır veya makinelerde kurutulur. Yeşil kahve çekirdeklerinin büyük bir tamburda ısıtılmasıyla başlar. Yüksek sıcaklıkta geçirilen 5 ila 7 dakikadan sonra çekirdeklerdeki suyun büyük bölümü buharlaşır. Çekirdekler sarıya döner. Sekizinci dakikadan sonra kahvelerde ilk “patlamalar” başlar: Çekirdekler ortadan yarılır ve normal boyunun iki katına çıkar. Çekirdekler bu aşamada açık kahverengi olmuştur. Ama daha tadı ekşidir. Kahve tadı henüz oluşmamıştır. 10 dakikanın sonunda çekirdeklerin rengi daha koyulaşır ve yüzeyinde bir yağ belirmeye başlar. Kavurmanın bu aşamasında kahvenin tüm tatları oluşmaya başlar. İkinci "patlama" kahvenin hazır olmak üzere olduğunun göstergesidir. Kahve soğutma tepsisine alınır. Tarihçe-i Kahve: 8. yüzyıl ortalarında Habeşistan'ın Khaldi adındaki bir çobanın bir çalıya ait kırmızı meyveleri yemesinin ardından, hayvanlarının daha hareketli oldukları dikkatini çekmiş ve kendisi de bu meyveyi yemiş. Verdiği tad ve keyif hoşuna gidince, eşe dosta da haber vermiş. 16. yüzyılın Arap yazarı Ceziri’ye göre kahve’yi ilk içen kişi ez-Zebhani olarak bilinen Yemenli Cemalleddin Ebu Abdullah Muhammed İbn Said’dir. Bir olay yüzünden Aden’i terk ederek Etiyopya’ya giden Zebhani orada kahve içen insanlarla karşılaşmış; Aden’e döndüğünde hastalanmış ve aklına kahve içmek gelmiş. Kahve onu iyileştirmiş. Kahve’nin yorgunluk ve uyuşukluk giderme, canlılık ve dinçlik kazandırma özelliklerini keşfetmiş. Tarihçi Ahmet Efendi, Kahvenin Arabistan’daki Moka’da 1258 yılında bir şazeli dervişi tarafından bulunduğunu nakleder. Tekkesinden kovulan ve Kûh-ı Esvab’a, kuş uçmaz kervan geçmez bir yere sürülen bu derviş açlıktan bitap bir haldeyken o bölgede pek çok bulunan bir çeşit ağacın meyvelerini kaynatıp içmiş. Üç gün boyunca da bununla yaşamış. Dervişin yakın iki arkadaşı kendisini bulup, teselli etmek ve yardım etmek gayesiyle yola çıkmışlar. Her ne hikmetse bu iki arkadaş uyuz derdine muzdaripmiş. Arkadaşlarını bulmuşlar ve içtikleri şeyi merak edip onlarda, orada kaldıkları sekiz gün boyunca içmişler. Sonucunda uyuz illetinden kurtulmuşlar ve bunu da o şeye yani kahveye yormuşlar. Haber hızla yayılmış ve herkes bu meyveden toplayıp kullanmaya başlamış. Biz tarihçilerin yalancısıyız. Ama son iki nakilde dikkat çeken husus gurbet ve hastalıktan şifa bulmaktır. Kad-ı yare kimisi ar’ar demiş kimisi elif Cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif Yarin boyuna kimi ar’ar, kimi demiş elif Hepsinin maksadı aynı amma rivayet muhtelif (ar’ar: bir çeşit selvi) Devr-i Osmanî: Yemen uzun süre dünyanın en önemli kahve üreticisi olur. 1517 yılında Yemen Valisi Özdemir Paşa, lezzetine hayran kaldığı kahveyi İstanbul'a getirir. 1543 yılında Kanuni Sultan Süleyman zamanında getirildiği de rivayetler arasında vardır. Türkler tarafından bulunan yepyeni hazırlama metodu sayesinde kahve, bakır güğüm ve cezvelerde pişirilerek Türk Kahvesi adını alır. İlk olarak Tahtakale'de açılan ve tüm şehre hızla yayılan kıraathaneler sayesinde halk kahveyle tanışır. Kıraathaneler ve kahve kültürü dönemin sosyal hayatına damgasını vurur. Yani bozulup yozlaşmış olan şimdiki kahvehanelerin aslı kıraathaneler. Kahvehaneler, kıraathane iken, yüklendikleri toplumsal görev şimdikinden çok farklıydı. Oralarda sohbetler edilir, güzel Türkçe konuşulur, şiirler söylenir, atışmalar yapılır, kitaplar okunur, yarenlikler, yardımlaşmalar yapılır, guzelim mis kokulu meşhur Türk kahveleri içilir, nargileler fokurdatılırdı. Aynı zamanda siyaset merkezleridir de aynı şimdi ki gibi…Özellikle Ege, Akdeniz ve Marmara da kahve çok sevilmiş ve tutulmuş. Ege'de bir çok eve gittiğinizde "Kahve içermisiniz" diye sorulmaz. "Kahveniz nasıl olsun" diye sorulur. Telvesi ile ikram edilen tek kahve türü olan Türk kahvesi, Saray mutfağında ve evlerde yerini alıp, çok miktarda tüketilmeye başlanır. Macarların kahveyle tanışması, Viyana kuşatmasından sonra olmuştur. Geri çekilen ordunun bıraktığı çuvallar dolusu kahveye önce Türklerin yaptığı bir hile gözüyle bakan Macarlar daha sonra ne menen şey olduğunu anlayıp, kahveye de Türk çorbası adını verdikleri anlatılır. Osmanlı elçileri sayesinde Türk Kahvesinin lezzeti ve ünü önce Avrupa'yı oradan da tüm dünyayı sarar. Ha! Yemendeki kahve bahçeleri ne oldu dediğinizi duyar gibiyim, Yemendeki kahve bahçeleri birer birer sökülüp, yerine uyarıcı ve uyuşturucu etkisi olduğu bilinen ve adına gat denilen bir bitki dikiliyormuş. Yemenliler ağızlarına doldurdukları Gat’ları çiğniyorlar hem de işlerine devam ediyorlar. Çiğnedikçe uyuşuyorlar, uyuştukça da çiğnemeye devam ediyorlar. ![]() Usulü Tabh-ı Kahve: Türk kahvesi demeyi zaid buluyorum İki Çorba kaşığı kahve hafif ateşte karıştıra karıştıra kavrulur. Eskiler ihtiyaç olduğu kadar kavururlarmış. Kahve makinede çekilmez, taş dibekte dövülür. Dibekte dövülmezse kahvenin yağı çıkmazmış. Bazı yörelerde kahve dövülürken içerisine kekik, mercan köşkü, nane ya da kâküle koyup öyle döverler ki kokusu kahveye sinsin ve değişik bir aroma çıksın. Mangal ateşinde ya da ispirto ocağında ve bakır cezvede çok düşük ateşte pişirilir. Bazı kıraathanelerde ocağın üzerine konulan kare şeklinde teneke-saçın içerisine ince deniz kumu konulup, kızan kumda pişirilirmiş kahve. Kahve sıcak suya değil, soğuk suyla pişirilir. Her fincan için iki kahve kaşığı kahve konur. Köpüğü oluşmaya başladığında taşmadan, çay kaşığıyla fincanlara taksim edilir. Kahvenin köpüklü olanı makbuldür. Eh üzerinde deve yürümesi lazım derler. Cezvede kalan kahve kaynatıldıktan sonra fincanlara taksim edilir. Tiryakilere, sade kahve pişirilir fincan tabağına üç adet kuşlokumu konurdu. Lokumun birisi limonlu, birisi güllü bir diğeri sakızlı olurdu. Önceleri bazı fincanlar sapsız olur, fincan gümüş işlemeli bir kap içerisine oturtulurdu öyle servis yapılırdı. Bu gümüş işlemeli telkari kaba "zarf" denirdi, bu gümüş kapta sap bulunurdu. “35 yaşına kadar şekerli, 35–50 arası orta, 50 den sonra sade kahve içilir” denmiş. Kahvenin yanında su verilmesi geleneklerimizdendir. Sebebine gelince; Efendim! Kahve, Yemenden gelirdi. Arabistan yarımadasından, yani kutsal topraklardan, boğazı temizlemek gerekir o mukaddes topraklardan gelen o içecek taharetsiz içilmez demişler ve suyun ikramını gerekli görmüşler. Belki de zarif-kibar bir kişinin ortaya attığı bu iddia, ecdadın zarafetini, edebini, saygısını göstermesi açısından ilginçtir. Beyitler: Ehli keyfin keyfini kim tazeler? Ehli keyfin keyfini Taze elden pişmiş taze kahve tazeler. Kahvesinin evin genç hanımı ya da gelin hanım tarafından pişirilmesini isteyen birisi tarafından söylenmiş olsa gerek. Gönül ne kahve ister ne kahvehane Gönül bir dost ister kahve bahane Şimdiki kahvelerin niye hatırı kalmadı dediğinizi duyar gibiyim. Çünkü kahveyi hatırlı kılan, onun yanında gönül ehli insanların yaptığı çıkarsız, safiyâne gönül sohbetleriydi. Beş paraya içilen kahveye zam gelir ve on para olur. Bir kıraathanenin, her sabah gelip bir fincan kahvesini içip yanına da beş para bırakıp giden bir müdavimi her zamanki gibi gelip kahvesini içer beş para bırakıp çıkıp gidecekken, garson şöyle seslenir. Bey Amca, Kahve yemenden gelir yolları ırak, Beş para yetmiyor on para bırak. Yaşlı zat bastonuna dayanak doğrulur, zammı şöyle der: Garson efendi, Kahve yemenden gelir yolları sapa, Beş para yetmiyorsa kahveni kapa.. Eh! bir toplumun garsonuyla, adı sanı bilinmeyen yaşlı bir müşterisi böyle bir mizaha, hazır cevaba, edebi bilgiye sahipse, varın siz gerisini düşünün. Kahvenin karaborsa olduğu zamanlarda bir kahve tiryakisi şu beyti söylemiş: Kahve narhın arttıran kahve gibi çeksin azab Hem yanıp hem rû-siyah hem hurd ola gark-ı âb (Kahvenin fiyatına zam yapanlar kahve gibi azap çeksin, Önce kahve gibi kavrulsun da yüzü simsiyah olsun sonra da suya batıp boğulsun) ![]() Not: Radyodan duyduğumuz bir haber: Türk kahvesi pişirme yarışmasında Rusya birinci, İsrail ikinci olurken, Türkiye üçüncülükle yetinmek zorunda kalıyor. Herhalde bundan sonra soruyu şöyle değiştirmek zorunda kalacağız. "Kahveniz üçü bir yerde mi olsun?"alıntıdır |
| |
| Reklam |
| | #2 |
| Moderator ![]() Üyelik tarihi: 15-03-08 Nerden: KAHRAMANMARAŞ
Mesajlar: 4.607
Konuları: Tecrübe Puanı: 545 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | razı olsun hocam, lakin şuan kahve içesim yok; bugün aşırı derecede kahve içtim...O yarışmaya beni çağırsalardı kesin birinci olurduk... Harika kahve pişiriyorum; ben demiyorum içenler diyor... Kahvenin muhabbetine Vesselam!...![]() |
| |
| | #3 |
| Sadık Üye ![]() Üyelik tarihi: 03-06-07 Nerden: var olduğum bir yer yok...
Mesajlar: 1.907
Konuları: Tecrübe Puanı: 270 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | ben kahve pek içmem ama içersem türk kahvesi içerim. aah hele kitap kafede öyle güzel oluyor ki . birde osmanlı kafeyi bilir misniz hocam ince minarenin arkasında hemen. orda da çok güzel yapıyorlar. eh artık eşinizi çoluğu çocuğu toplayıp konyaya gelirseniz orda kahve ısmarlarım size. ![]() |
| |
![]() |
| Bookmarks |
| Tags |
| gelirdi, kahve, yemen’den |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |