Mezopotamya Uygarlıkları

0
391

Yunanca’da iki nehir arası anlamına gelen ve Fırat ile Dicle nehirleri arasında kalan bölgeye Mezopotamya denir.

Mezopotamya, tarih boyunca birçok millete ev sahipliği yapmış bir coğrafyadır.

Mezopotamya, Fırat ve Dicle nehirleri arasında yer aldığı, su kaynaklarının bolluğu ve verimli tarım arazilerinin varlığı nedeniyle sık sık istilalara uğramıştır.
Bölgede coğrafi özelliklerden dolayı evler genellikle topraktan yapılmıştır. Bu yüzden Mezopotamya uygarlıklarına ait mimari eserler günümüze kadar çok fazla ulaşamamıştır.

Mezopotamya’da kurulan başlıca uygarlıklar; SÜMERLER AKADLAR ELAMLAR BABİLLER ASURLULAR

SÜMERLER (MÖ 4000 -MÖ 2350)

  • Site adı verilen ilk şehir devletlerini kurmuşlardır. Ur, Uruk, Kiş, La- gaş, Eridu, Nippur şehirleri bunlardan bazılarıdır.
    Site devletlerinde en si veya patesi adı verilen krallar bulunur ve bu krallar, Tanrı adına ülkeyi yönettiklerini iddia ederlerdi.
    — Krallar ve rahipler en üst sını/ı oluştururken halk, hürler ve köleler olmak üzere sını/lara ayrılmıştı.
    Çok tanrılı dine inanmışlar ancak ölümden sonraki yaşama inanmamışlardır.
    En önemli destanları Gılgamış, Tufan ve Yaradılış’tır. Bu destanlar Mezopotamya edebiyatının ilk yazılı örnekleridir.
    Kara sabanı kullanarak ve sulama amaçlı kanallar inşa ederek tarımın gelişmesini sağlamışlardır.
    Matematik, astronomi ve geometri alanlarında gelişmişlerdir. Dört işlemi kullanmışlar, bölme ve çarpma cetvelleri hazırlamışlardır.
    Tarihte bilinen ilk yazılı kanunlar Lagaş kralı Urgakina tarafından hazırlanmıştır.
    Dünya uygarlığına en önemli katkıları çivi yazısını bulmaları ol- muştur. Tarih çağlarına geçen ilk uygarlıktır.
    Tekerleği ve çömlekçi çarkını bulan ilk uygarlıktır.
    Ziggurat adı verilen tapınaklar yapmışlardır. Son katında genellikle rasathane bulunmaktadır.
    Savaş arabalarını kullanan ilk uygarlıktır.

 

Mezopotamya’da kurulan ilk uygarlık SÜMERLERdir. Sümerler şehir devletlerine “Site” denilmiştir.

Patesi, çevresindeki sitelere hâkim olursa “lugal”, Sümer ülkesine hâkim olursa ” lugal
kalma” unvanını alırdı.

Sümerlerin tarihe en önemli katkıları çivi yazısını icat etmeleridir.
Tarihteki ilk yazılı kanunlar olan Urgakina Kanunları, Sümerlere aittir.
Özgür insanlardan oluşan Aksakallılar Meclisi vardı.
Ay yılı esaslı takvim kullanmışlardır.

Sümerlerin değişik amaçlarla kullanılan dini ibadethanelerine ziggurat denir.
Zigguratlar yedi katlı olup son katında rahipler gök yüzünü incelerken, orta katlar ibadete ayrılmış, alt katlar da tahıl ambarı olarak kullanılmıştır. Ayrıca eğitim amaçlı olarak da kullanılmıştır.

 

AKADLAR (2950 -2100)

AKADLAR (2950 -2100)

  • MÖ 4000’de Arap Yarımadası’ndan gelerek Orta Mezopotamya’da kurulmuşlardır. Kral Sargon döneminde devlet haline gelmişlerdir.
    Başkentleri Agade’dir. Sümer kültürünü Ön Asya’ya yaymışlardır.
    Tarihte bilinen ilk büyük imparatorluğu kurmuşlardır.
    Çok tanrılı bir dine inanmışlardır.
    Dünyada bilinen ilk haritayı çizmişlerdir.
    Tarihte bilinen ilk düzenli ve sürekli ordu teşkilatını meydana getirmişlerdir.

 

Akadlar, tarihte bilinen ilk büyük imparatorluğu kurmuşlardır.

Akadlar, tarihte bilinen ilk düzenli orduyu kurmuşlardır.
Dünyada bilinen ilk harita, MÖ 2200’de Akadlar tarafından çizilmiş Mezopotamya haritasıdır.

Akadlar, Sümerler tarafından, Elamlar ise Asurlular tarafından yıkılmışlardır.

Akadca’nın bölgedeki uygarlıklar tarafından da resmi yazışmalarda kullanılması, Akadların diplomatik alanda güçlü olduklarını gösterir.

ELAMLILAR (3000-640)

MÖ 3000’de Güneydoğu Mezopotamya’da kurulmuştur. Başkentleri Sus şehridir.
Sümer egemenliğine son vermişlerdir.
Madencilik, çömlek yapımı ve seramik sanatında ilerlemişlerdir.

BABİLLER- ASMA BAHÇELERİ

BABİLLER (MÖ 2100- MÖ 539)

Babil (Babylonia), Mezopotamya’da, adını aldığı Babil kenti etrafında kurulmuş eski bir imparatorluktur. Bugün Irak sınırları içinde, Bağdat’ın 100 km kadar guneyinde kalan, şehirde yaşanıldığı donemlerde ortasindan Fırat Nehrinin gectigi, bulunan yazi tabletlerinden sehrin milatdan once 275 yilinda terkedildiginin sanıldığı, halen Fırat’in dogusunda kalan bolumlerde kalıntıların oldugu, eski sehir. Babil’in merkezi bugünkü Irak’ın El Hilla kasabası üzerinde yer almaktadır. Kuzey Babil Devleti ise, Şırnak ilinin İdil ilçesi güneyinde Babil köyünde kurulmuştur.

Batıda bilinen adı Babylon, Akadcadaki Babilu kelimesinin Yunanca
Yunan dili. 3000 yıllık bir geçmişi olan Hint-Avrupa dil ailesine ait bir dildir. Antik Yunanca Klasik Yunan uygarlığının dili olarak kullanılmıştır. Modern Yunanca Antik Yunancadan oldukça farklı olmakla beraber köken olarak ona dayanır. Yunanca, Yunan alfabesi kullanılarak yazılır. Modern Yunanca dünyada, çoğu Yunanistan’da yaşayan yaklaşık 12 milyon kişinin anadilidir.Tümünü oku (yeni pencerede açılır)
varyantıdır. Kuran-ı Kerim’de şehrin ismi Babil olarak geçer.

İlk zamanlarda, yerleştiği yer Yeni-Babil İmparatorluğu M.Ö. 612. Eski Ahitte ismi Babel şeklindedir. Tercümesi popular etymologyde anlam olarak “kargaşa” demektir. “Ve Yahova “Bunların hepsi tek kavim” dedi. Konuştukları dil aynı, giriştikleri işi yarıda bırakacağa benzemiyorlar. Gelin de toprağa inelim, dillerini ayıralım şunların; birbirlerini anlayamaz olsunlar.” Ve ademoğulları kentlerini kuramadılar. Oraya Babil dendi. Babil, yani karışıklık.” (Tevrat; Bu Ülke, 75.)

Akatça (lišānum akkadītum) Sami dillerine ait eski Mezopotamya’da, özellikle Asur ve Babil imparatorluklarında kullanılan dil. Mezopotamya’da MÖ 3000 – 1000 yılları arasında konuşulan ölü bir Sami dilidir MÖ 2350’li yıllarda Akad’ların Sümer kentlerini ele geçirmelerinden sonra bölgede Sümer dilinin yerini aldı.Tümünü oku (yeni pencerede açılır)
bāb-ilunun anlamı “Allah’ın Kapısı”demektir, tercümesi Sümerce
Sümerce, Sümerlerin Güney Mezopotamya’da M.Ö. 4. binyıldan itibaren konuştukları dildir. Bilinen ilk yazılı dildir. M.Ö. 2000 yıllarında Akadca bölgede konuşma dili olarak Sümercenin yerini almış, Sümerce ise bilimsel ve dinsel bir dil olarak M.S. 1.yy’a kadar varlığını sürdürmüştür.Tümünü oku (yeni pencerede açılır)
Kadingirra. Dünyanın Yedi Harikasından biri olan Babil’in Asma Bahçeleri oradaydı.

Akadlar ve Sümerler’in toprakları üzerinde kurulmuş Babil, Sümerler’in Uruk
Uruk, antik bir Sümer şehri. Babil döneminde de varlığını korumuştur. Kitab-ı Mukaddes’te şehrin adı Erek olarak geçer. Tümünü oku (yeni pencerede açılır)
kentinde başlangıçta sarayda hizmetçi olan Akad kökenli Kral Sargon’un, M.Ö. 23. yüzyılda sarayda iktidarı ele geçirmesi ile ortaya çıkmıştır. En ünlü kralları Hammurabi’dir.

Zamanla imparatorluğun kuzey topraklarında yaşayan Akadlar, imparatorluğun son dönemlerine kadar kendi kültürlerini koruyabilirken, sami kökenli olmayan Sümerler tarih sahnesinden silinmişlerdir.

 

Başkentleri Babil’dir.
En önemli hükümdarları Hammurabi’dir.
Hammurabi’nin bu kadar ünlü olmasının nedeni yayınlamış olduğu Hammurabi Kanunları’dır.
Hammurabi Kanunları, 282 maddeden oluşmaktadır.
Dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen Babil’in Asma Bahçeleri bu uygarlığa aittir.
Babiller astronomi bilimi ile ilgilenmişlerdir.
Babiller, bilinen ilk mutlak krallığı kurmuşlardır.
Hammurabi Kanunları’nda mülkiyet, ticaret ve ceza kanunları düzenlenmiş, kısas esası benimsenmiştir.
Hammurabi Kanunları dünyanın ilk yazılı anayasası olarak kabul edilmektedir

 

ASURLULAR

ASURLULAR (MÖ 2000 – MÖ  609)

  • Arabistan kökenli Sami ve Asya kökenli kavimlerin karışması sonucunda oluşmuşlardır.
    Yukarı Mezopotamya bölgesinde yaşamışlardır.
    Başkentleri Ninova’dır. En önemli hükümdarları Asurbanipal’dır.
    Kültepe, Alişar ve Boğazköy’de ticaret kolonileri kurmuşlardır. Bu sayede Anadolu’ya yazıyı getirmişlerdir.
    Tarihte bilinen ilk kütüphaneyi Ninova’da kurmuşlardır.
    Bilinen ilk sömürge imparatorluğudur.
    Oldukça sert kanunları vardır.
    Askeri güce dayalı bir imparatorluk kurmuşlardır.
    Ticareti canlandırmak amacıyla Sard’dan başlayıp Ninova’ya kadar uzanan Kral Yolu’nu kullanmışlardır.
    Medler ve Babiller tarafından ortadan kaldırılmışlardır.

 

Anadolu’ya yazıyı getiren uygarlık Asurlulardır.
Dünyanın ilk kütüphanesi olarak kabul edilen Ninova Kütüphanesi, Asurlulara aittir.
Anadolu’daki ilk yazılı kaynaklar, Asur tüccarlarının bıraktıkları Kültepe’deki tabletlerdir.
Asurluların Anadolu’ya yazıyı getirmeleri sayesinde Anadolu’da tarih çağları başlamıştır.
Asurlular Kültepe, Alişar ve Boğazköy’de ticaret kolonileri kurmuşlardır. Bu ticaret faaliyetleri Anadolu ile Mezopotamya arasında etkileşime olanak sağlamıştır.