Şiirlerin uyak örgüsü, nazım birimi ve ölçüsüne göre kazandığı dış özelliğin genel adına nazım biçimi denir. Aynı nazım biçimiyle yazılmış olup sadece konusu (ve varsa ezgisi) farklı olan şiir ayrımlarına da nazım türi denir. Sözgelimi “koşma” bir nazım biçimidir ama kahramanlık teması taşıyan koşmalar “koçaklama”, ölüm temalı koşmalar da “ağıt” adını alır ki bunlar nazım türüdür.
Türk edebiyatının ayrıldığı üç ana bölüme paralel olarak, kullanılan nazım biçimleri de üç ana bölümde incelenir:
1. Halk edebiyatı nazım biçimleri
2. Divan edebiyatı nazım biçimleri
3. Yeni nazım biçimleri

1. HALK EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ

A. Koşma
• Türk halk edebiyatının temel biçimidir. Âşık edebiyatında en çok kullanılan nazım biçimidir. “Koşma” terimi “koşmak” (katmak, eklemek) eyleminden türemiştir.
• Koşmalar 3-6 dörtlük arasında olur.
• 11 ’li hece ölçüsüyle söylenir.
• Uyak düzeni “abab (abcb veya aaab), cccb, dddb …” biçimindedir.
• Genel olarak “aşk, ayrılık, özlem, doğa, yiğitlik, ölüm” gibi konular işlenir.
• Biçimlerine göre “düz, yedekli, musammat, ayaklı, zincirleme” koşma gibi adlar alır.
• Konularına ve ezgilerine göre, dört tür koşma vardır:

a) Güzelleme: Sevgilinin, doğanın ya da sevilen herhangi bir şeyin (at, dağ, memleket vb.) güzelliklerini övmek için söylenen koşmalardır. Lirik şiirdir. En ünlü güzelleme ozanı Karacaoğlan’dır. (16-17.yy.)
b) Koçaklama: Yiğitlik ve savaş konulu epik koşmalardır. Koçaklama terimi “koçak” (yiğit) sözünden türemiştir. Bu nazım türünün en başarılı ozanları Köroğlu (16.yy.) ve Dadaloğlu’dur. (19.yy.)
c) Taşlama: Kişilerin veya toplumun aksak, bozuk, kötü yanlarını yeren, eleştiren, iğneleyip alay eden satirik koşmalardır. Bu nazım türünün en ünlü ozanı Seyrani’dir. (19.yy.) Çağdaş şiirimizde bu konudaki şiirlere erg , divan şiirinde ıich denir.
d) Ağıt: Bir kişinin ölümünden duyulan acıyı anlatan lirik koşmalardır. Ağıt da bir nazım türüdür. İslamiyet öncesi dönemlerde ^uğ adı verilen cenaze törenlerinde agı denilen ağıtlar yakılırdı. Divan şiirimizde de ağıt tarzındaki şiirlere mersiye denir.

B. Mani
Anonim halk edebiyatının en yaygın nazım biçimidir. Tek dörtlükten oluşur. 7’li hece ölçüsüyle ve “aaba” uyak örgüsüyle söylenir.
Manilerde ilk iki dize döşeme adını alır ve genellikle asıl konuyla ilgisi yoktur. Manici, asıl söyleyeceğini son iki dizede söyler.
Bayati ve hoyrat adlarıyla da bilinen manilerin konuları çok çeşitlidir: aşk, sevgi, istek, özlem, düğün, sevinç, üzüntü, sitem, ayrılık, gurbet, ölüm…
Düz maninin sonuna iki dize daha eklenmesiyle meydana gelen altı dizeli manilere yedekli mani denir. Maninin uyak olan kelimesi, 1. dizede kısa olarak söylenirse, bu manilere kesik mani denir. Bu tür maniler genellikle cinaslı olduğundan cinaslı mani de denir.

C. Semai
Semai, 8’li hece ölçüsüyle söylenen bir nazım biçimidir. 4+4 duraklı ya da duraksız olur. Uyak düzeni koşma gibidir. 3 ila 6 dörtlük arasında olur. Kendine özgü bir ezgisi vardır. Konuları koşmanınkilerle aynıdır. Arapça “sema” (işitme) kelimesinden türemiştir. Divan şiirine özenen ozanlarca söylenmiş az sayıda aruzlu semai de vardır.

D. Varsağı
Güney Anadolu’da “Varsak” adlı Türkmen boyu arasında özel bir ezgiyle söylenen bir nazım türüdür. Her şeyiyle semaiyle aynıdır. Sadece ezgisi farklıdır ve bir de ilk dörtlüğünde semaiden farklı olarak “hey, behey, bre” gibi yiğitçe bir ünlem olur. En ünlü varsağı şairi, kendisinin de bir Varsak Türkmeni olduğu sanılan Karacaoğlan’dır.

E. Destan
Toplumu yakından ilgilendiren savaş, göç, kıtlık, yangın, ayaklanma gibi olayları; insanın ve toplumun züğürtlük, cimrilik, açgözlülük gibi kusurlarını çoğu zaman iğneleyici ve mizahi bir dille anlatan, âşık edebiyatı nazım türüdür.
Bu destanları, kahramanlık ürünleri olan anonim destanlarla (Ergenekon gibi) karıştırmamak gerekir. Bunlar âşık edebiyatı şiirleridir, 8’li veya 11’li hece ölçüsüyle söylenir, koşma nazım biçiminde olup 15-20, bazen daha fazla dörtlük olur. Âşık edebiyatının en uzun nazım türüdür.
Destanlar didaktik tarzda olduğundan duygulara fazla yer vermez. Kendine özgü ezgisi vardır.

F. İlahi
İlahi, herhangi bir tarikatın izini taşımaksızın Allah’ı öven, Allah aşkını dile getiren nazım türüdür. Koşma tipi nazım biçimiyle ve 7, 8 veya 11’li ölçüyle söylenir. Genellikle 3 ila 7 dörtlük olur. Tekkelerde düzenlenen dinsel törenlerde, saz eşliğinde, kendine özgü birtakım ezgilerle söylenir. En ünlü ilahi ozanı, Yunus Emre’dir. (13-14.yy.)
Dini ve tasavvufi halk (tekke) edebiyatı içerisinde ilahi dışında nazım türleri de vardır:
• Bektaşi tarikatından olan tekke ozanlarının, tarikatlarıyla ilgili temaları işleyen şiirlerine nefes denir.
• Alevilik mezhebine mensup ozanların, kendi temalarını taşıyan şiirlerine demi denir.
• Ciddi bir düşünce ya da duyguyu iğneli ve gülmeceli bir dille anlatan tasavvufi şiirlere sathiye denir. Şathiyeler genellikle ham sofuların kaba din anlayışlarını alaya alan, anlaşılması zor sembollerle örülü, ironik şiirlerdir.

G. Türkü
Türkü, kendine özgü bir ezgiyle söylenen, kavuştaklı bir nazım biçimidir.
Türkülerde her hanede değişen dize kümelerine bent denir. Bentler; 2, 3 veya 4 dizeli olur. Bentlerin ardından değişmeden yinelenen dize kümelerine de kavuştak denir (Divan şiirinde “nakarat”). Kavuştaklar da 1 ile 4 dize arasında değişen kümelerdir.
Buna göre türkülerin uyak düzeni çok değişkendir: “aaaA bbbA cccA”, “aaaAA bbbAA cccAA”
Türkü sözcüğü “Türki’ (Türk’e özgü) sözcüğünün değişmesiyle oluşmuştur. Anonim olan türküler 7, 8 ve 11 ’li ölçüyle söylenir. Halkın en sevdiği türlerden olan türkü, hemen her konuda söylenebilir: ayrılık, aşk, özlem, gurbet, doğum, düğün, doğa sevgisi, savaş, felaket, eşkıyalık, cinayet…
Türküler; ezgilerine göre “usullü ezgiler” (oyun havaları, kırık hava…) ve “usulsüz ezgiler” (uzun hava, hoyrat, bozlak…) biçiminde ikiye ayrılır.
Yapılarına göre ise türküler beşe ayrılır: İkili türküler, üçlü türküler, dörtlü türküler, ka- vuştaksız türküler, aruzlu türküler. (Aruzlu türküler “satranç, vezn-i ahar, kalenderi, divani…” gibi adlar alır.)




2. DİVAN EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ

Türklerin İslamiyet’i kabul etmelerinden sonra, Arap ve İran etkisiyle saray ve çevresinde “divan edebiyatı” oluşmuştur. Böylece tüm İslam uygarlığına mensup ulusların kullandığı nazım biçim ve türleri, Türkler tarafından da kullanılmaya başlanmıştır.
Divan şiirinin ana birimi “beyit”tir. Şiirin bütününden çok, beytin güzelliği önemsenir. Bu nedenle divan şiirleri, beyit esasına dayanır.
Divan şiir biçimleri, Türk edebiyatına Arap ve daha çok Fars (İran) yoluyla girmiştir. Bunlara Türk şairler de iki nazım biçimi katmıştır: Tuyuğ ve şarkı.
Divan şiirinde hiç değişmeden sürüp giden bu nazım biçimleri, üç ana bölümde toplanabilir: Beyitlerle kurulanlar, dörtlüklerle kurulanlar ve musammatlar.


Beyitlerle Kurulan Nazım Biçimleri

A. Gazel
Divan şiirinin en sevilen, en lirik biçimi gazeldir. Araplardan alınan bir nazım biçimidir. 5 ila 15 beyit arasında olur. Aruzun her kalıbıyla yazılabilir. Uyak düzeni “aa ba ca …” biçimindedir. Konuları aşk, şarap, kadın, zamandan yakınma, felsefi düşünceler, az da olsa din, tasavvuf ve doğadır.
Gazelin ilk beytine matla , son beytine makta ve en güzel beytine de beytül-gazel veya şah beyit denir. Şair makta beytinde mahlasını (takma ad) söyler, bu beyit bu yüzden mahlas beyti olarak da anılır.
Beyitler arasında konu birliği yoktur, olanlara ‘yek-ahenk denir. Bütün beyitleri beytül- gazel olabilecek güzellikte olanlara yek-avaz denir.
Dizelerinin ortasında da uyak bulunan (iç uyak) ve istenirse dörtlük haline dönüştürülebilecek beyitlerle yazılan gazellere musammat gazel denir.

B. Kaside
Genellikle övgü, bazen de yergi için yazılan bir nazım şeklidir. Çoğu zaman 33 ila 99 beyit arasında olur. Uyak düzeni gazel gibi “aa ba ca …”dır. Şairin mahlasının geçtiği beyte aç bey denir. Aruzun uzun kalıplarıyla yazılır.

Konularına göre; Tanrı’nın birliğini anlatan kasidelere tevhid, Tanrı’ya yalvaran kasidelere münacaat , peygamberlere ve din büyüklerine yazılanlara naat ve bir devlet büyüğünü öven kasidelere methiye denir. En çok methiye yazılmıştır. Şairler bu kasidelerin karşılığında devlet büyüklerinden caize denilen bahşişler alırlardı.
Kasidenin de en güzel beytine beytül-kasid denir. Kasidenin birtakım bölümleri vardır:

Nesib (Teşbip)
Kasidenin başlangıç bölümüdür. Bu bölümde, asıl konuyla ilgisi olmayan bir şeyin ya da yerin tasviri yapılır, (doğa, bahar, İstanbul, kadın…)
Girizgâh
Asıl konuya (methiyeye) geçişi sağlayan bağlantı beytidir.
Methiye
Kişinin övüldüğü asıl bölümdür. Kasidenin en uzun bölümüdür.
Fahriye
Şairin kendini övdüğü bölümdür. Bu bölümün olması şart değildir.
Tegazzül
Kasidenin ölçüsü ve uyağıyla aynı olan bir gazelin araya sıkıştırılmasıdır. Tegazzül bölümünün de olması şart değildir.
Dua
Övülen kişi için dualar edilen son bölümdür. Şairin mahlasının yer aldığı “taç beyit” bu bölümde bulunur.

Kasidelerin de diğer şiirlerde olduğu gibi, adı yoktur. Bu nedenle de kasideler ya nesip bölümünde işlenen tema ile (bahar kasidesi, İstanbul kasidesi…) ya da redif olan sözcükle (su kasidesi, sümbül kasidesi…) adlandırılır.

C. Mesnevi
Mesnevi, İran’dan gelmiş bir nazım biçimidir. Her beyti kendi arasında uyaklıdır: aa bb cc … Uyak sıkıntısı olmadığından, binlerce beyit yazılabilir.
Aruzun kısa kalıplarıyla yazılan mesnevilerde uzun anlatı gerektiren konular işlenir: destanlar, aşk hikâyeleri, dini ve tasavvufi konular, ahlaki ve felsefi düşünceler, manzum tarihler…
Bir şairin beş mesneviden birleşik eser bütününe hamse denir. En büyük mesnevi şairi, İranlı Genceli Nizami’dir. Mevlana Celaleddin Rumi’nin yaklaşık 26.000 beyitlik ünlü eserinin adı da “Mesnevi”dir.

D. Müstezat
Uzun ve kısa dizelerin art arda gelmesiyle oluşan özel bir gazel biçimidir. Kısa dizelere ziyade denir. Ziyadeler, uzun dizelerin aruz ölçüsünün ilk ve son kalıbıyla oluşturulur ve anlamca bir üstündeki dizeye bağlanır. Müstezatın, ziyadeler çıkarıldığında normal gazelden hiçbir farkı yoktur.

E. Kıt’a
Kıt’a, genellikle felsefi veya toplumsal bir düşünceyi, eleştiriyi veya hicvi konu edinen bir nazım biçimidir. En az 2, en çok 12 beyit olur. 2 beyitle yazılanlar daha fazla olduğundan kıt’ayı “rubai” gibi tek dörtlük sananlar vardır. Uyak düzeni ya “aa/ba…” ya da “ab/cb…” biçimindedir. Aruz ölçüsünün her kalıbıyla yazılabilir. Genellikle şairin mahlası bulunmaz.


Dörtlüklerle Kurulan Nazım Biçimleri

A. Rubai
Divan edebiyatına İranlIların kattığı bir nazım biçimidir. Tek dörtlükten oluşur. Uyak düzeni “aaba”dır. Kendine özgü 24 değişik aruz kalıbıyla yazılır. Genellikle felsefi konular, yaşamla ilgili düşünceler, yoğun ve vurucu bir biçimde anlatılır. Dünyanın en büyük rubai şairi, İranlı Ömer Hayyam’dır. Divan edebiyatımızda ise rubai yazmayı meslek edinen tek şair Azmizade Haleti’dir.

 

B.Tuyuğ
Tuyuğ, divan edebiyatına Türklerin kattığı bir nazım biçimidir. Tek dörtlükten oluşması, uyak düzeninin “aaba” olması ve konuları açısından rubaiye çok benzer. Yalnızca ölçüde farklılık vardır: Tuyuğ, sadece “fâilâtün fâilâtün fâilün” kalıbıyla yazılır. Divan şiirimizdeki en ünlü tuyuğ şairi Kadı Burhanettin’dir.

 

Musammat Nazım Biçimleri
Musammat, 4 ila 10’ardizelik bentlerden oluşan, aruzun uzun kalıplarıyla yazılan ve her konuda olabilen nazım biçimlerinin genel adıdır. Bu nazım biçimleri şunlardır: Murabba (dörtlü), Muhammes (beşli), Müseddes (altılı), Müsebba (yedili), Müsemmen (sekizli), Muaşşer (onlu), Terkib-i bend, Terci-i bend.
Bunlardan Türk divan şiirinde en çok kullanılanlar şunlardır:

A. Murabba
Murabba, 4’er dizelik bentlerle kurulan bir nazım biçimidir. 3 ila 7 bent arasında olur. Uyak düzeni “aaaa bbba ccca…” biçimindedir. Bentlerin son dizesi “nakarat” olabilir.
Şarkı, murabbadan doğmuş bir nazım biçimidir. Bestelenerek söylenmek için yazılır. “Türkü”nün etkisiyle oluşturulduğu sanılmaktadır. 3 ila 5 bent arasında olur. Özellikle “Lale Devri”nde şair “Nedim”le yaygınlaşmış, hala da çalınıp söylenen, sevilen bir türdür. Konusu aşk, eğlence, ayrılık vb.dir.

B. Muhammes
5’er dizelik bentlerden oluşur. 4 ila 7 bent arasında olur. Uyak düzeni “aaaab ccccb…”dir. Son dizeler nakarat olabilir. Tahmis, taşdir, tardiy gibi türleri vardır.

C. Terkib-i bend
5 ila 10’ar beyitlik bentlerden oluşur. Bentlerin sayısı da 5-10 arasında, bazen daha fazla olur. Uyak örgüsü iki şekilde olabilir:
aaaaaaaabb ccccccccdd … veya aaxaxaxabb ccxcxcxcdd …
Bentlerin son beytine rasıta beyti, vasıtaların üstündeki beyitlerin toplamına da er- kibhane denir. Vasıtalar, kendi aralarında uyaklıdır. Terkib-i bend biçimi ile; felsefi ve toplumsal düşünceler, zamanın kötülüklerinden yakınmalar ve mersiyeler (ağıt) yazılır.

D. Terci-i bend
İki şey hariç, her şeyiyle terkib-i bendin aynısıdır. Ayrılan yönlerden birincisi, vasıta beyitlerinin üstündeki beyitlere tercihane denir. İkincisi de vasıta beyitlerinin hiç değişmeden tekrarlanmasıdır. Terci-i bendle daha çok dinsel konular işlenmiştir.

 

 

 

RAYLAŞ