Sözcükte Anlam Türleri ve Soruları

0
71

 
Türkçe dünyanın en eski, en çok kullanılan, ana dil olarak en geniş coğrafyasına yayılmış, sözcük dağarcığı en zengin olanlarından, yapılışı bakımından kurallı ve güzel dillerindendir. Tarihin karanlık dönemlerinden beri varlığı bilinen, yazılı anlatıma ilk giren dillerdendir. Türkçeyi bütün lehçe ve şiveleriyle inceleme durumunda değiliz. Bu çalışmada yalnızca Anadolu (Türkiye) Türkçesinin anlam olaylarını inceleyeceğiz.

Anlam Bakımından Sözcüklerin Gruplandırılması

I. ANLAM ÇEŞİTLERİ
Özellikle kültürümüze, sosyal ve günlük yaşantımıza girmiş çok sayıda kavramı karşılamada kullanılan sözcüklerin sayısı kavramlardan azdır. Bu durumda bir sözcüğe birden çok kavramı karşılama görevi düşmektedir. Bu da genel dil bilimi kuralları içinde değerlendirilir.

ÖRNEK
Aşağıdakilerin hangisindeki altı çizili sözcük, temel anlamıyla kullanılmıştır?
A) Nuri, problemi farklı bir yolla çözmüş.
B) Onun şeker sözleri beni kendisine hayran etti.
C) Masanın sallanan ayağı tamir edilecek.
D) Onun derin anlamlı sözleri hepimizi büyüledi.
E) Bağlamasının telleri yüreğimi titretiyordu.
Cevap:E

2. YAN ANLAM
Bir sözcük anlamının dışında ama onunla ilgili olarak kazandığı diğer anlamlarına yan anlam denir. Yan anlamı sınırlandırmak için hassas bir değerlendirme yapmak gerekir.

Yan anlam bir tür anlam genişlemesidir. Bir sözcüğün soyut ve somut yan anlamları olur.
Hava:
a) Balona hava doldurduk (gerçek anlam)
b) Çocuk elini havaya kaldırdı (somut-yan anlam)
c) o yürüyüşte başka bir hava var. (soyut-yan anlam)
Sözcüklerin soyut ve somut yan anlam kullanımlarına ikişer örnek veriniz: ………………………………………………..

3. MECAZ ANLAM
Bir sözcüğün gerçek anlamının tamamen dışında, benzetmeler veya aktarmalar yoluyla kazandığı anlamlarına “MECAZ ANLAMI” denir.
Mecaz iki grupta incelenir.

A) Benzerlik ilgisi taşıyan mecazlar (Deyim Aktarmaları)
Deyim aktarması (düz mecaz) oluşumunda dört ayrı yol vardır.
a) İnsana Özgü Kavramların Doğaya Aktarılması
❖ Derenin kolu çamurlu akıyordu.
❖ Tavşan dağın başında geziniyordu.
❖ Gemi Boğaz’dan geçti.
❖ Mağaranın ağzına kadar gitmişler.
❖ Suyun gözüne kadar yürüdük.
❖ Dağların başı karlı, etekleri çiçekliydi.
❖ Ay bizden yine yüzünü saklamış bu akşam.
❖ Mehtap uyuyordu Kanlıca Koyunda.

b) Doğaya Özgü Kavramların İnsana Aktarılması
İnsanlar bazı davranışları, durumlarıyla doğadaki bazı varlıklarla ilişkilendirilir. Böylece doğayla ilgili bir kavram insana aktarılır.
Örnekler:
❖ Sinsi davrananlar, kurnazlar için “tilki”
❖ Kaba saba hareket edenler için “ayı”
❖ Halim selim davranan uyumlular için “kuzu”
❖ Güzel sesliler için “bülbül”
❖ Berbat sesliler için “karga”
❖ İnatçılar için “keçi”
❖ Cesurlar için “aslan”
❖ Güzel huylu, uyumlular için “melek”
❖ Çalışkanlar için “arı”
❖ Güzel, temiz giyimliler için “çiçek”
❖ Çok kurnaz davrananlar için “şeytan” adlandırmaları mecazlı kullanımlardır.
❖ Sınıfın bülbülü ötmeye başladı yine.
❖ Mahallemizin meleği evini satmış.
❖ O yılandan kimseye fayda gelmez.
❖ Sınıfın kuzusu bugün derse geç geldi.
❖ Kalasın tekidir, kimseyle kaynaşmaz.
❖ Gülüme dokunmayın, bugün üzgündür.

c) Somutlaştırma
Soyut bir kavramı daha etkili anlatabilmek için somut anlamlı sözcüklerden yararlanmaya ‘somutlaştırma’ denir. Başka bir deyişle, temel anlamıyla somut anlamlı bir sözcüğün soyut bir kavramı anlatır hale getirilmesidir.
❖ Münazaradaki bütün karşı fikirler çürüttü.
❖ Son cümlelerinizle beni aydınlatınız.
❖ Yasaları ciânevip hedeflerine vardılar.
❖ Bu sorular bize sorulsaydı yanardık.
❖ Uçağa yetişemeyince bileti yandı.
❖ Yeni edebiyat öğretmenimize ısındık.
❖ O, çok uyumludur; kimseyi kırmaz.
❖ ‘Nuri yüreksiz çıktı.’
❖ Böyle kafasız bir adam görmedim.
Yukarıdaki örneklerde yer alan altı çizili sözcükler somutlaştırmaya örnektir.
❖ Yasaları kimse çiğnememen.
❖ Mesleğinde oldukça pişmiştir.
❖ Konuyu anlayamayınca dersten koptu.
❖ O gün öldük öldük dirildik.
❖ Kafam karıştı.

d) Duyu Organlarıyla İlgili Kavramlardan Biriyle İlgili Bir Kavramı Diğeriyle İlgili Olarak Kullanma
❖ Tatlı dile doyulur mu?
❖ Oldukça sıcak karşılandık.
❖ Müdür Bey, öğrencilere asla sert bağırmaz.
❖ Önerilerimize soğuk baktılar.
❖ Günlerde sıcak gelişmeler oldu.
Benzerlik ilgisi taşıyan mecazlara birer örnek de siz veriniz: ………………………………………………………………………
(ÖRNEK 1
Yıllardır icra ettiği mesleğinde iyice pişmişti. Başkalarına zor gelen beklenmedik soruları insana hayranlık verenbir kıvraklıkla çözerdi.
Bu cümlelerdeki kaç sözcük somutlaştırmaya örnek olabilecek bir kullanım içindedir?
A) 1 B) 2 C) 3 D) 4 E) 5
Cevap:C
(ÖRNEK 2
Geceleri işten çıkıp da evimize giderken şehrin karanlık sokaklarından geçiyorduk(l). Sokak lambaları yanmadığı gibi evlerin camlarında cılız da olsa bir ışık sızmaması çok acıydı(ll). Yolumuzu çoğunlukla el yordamıyla bulurken her an karşımıza eli bıçaklı birisinin çıkabileceğinin korkusundaydık (III). Aylar, yıllar derken bir ömür böyle geçti(IV). Artık şehrin her semtine sokak lambaları kondu; ama o lambaların sağlayacağı rahatlık başkalarının mutluluğu için olacak(V).
Bu cümlelerin kaçıncısında duyu organlarıyla ilgili kavramlar arasında aktarmaya örnek olabilecek bir kullanım vardır?
A) I B) II C) II D) IV E)V.
Cevap:B
(ÖRNEK 3
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük mecaz anlamıyla kullanılmıştır?
A) Gelecek hafta bugün yine buluşalım, dedi.
B) Az sonra beyaz bir at üstünde gelin göründü.
C) Çocuğunu uyutmak için odaya götürdü.
D) Bu boş sözleri dinlemekten bıkmıştı.
E) Akrabalarını görmek, onlarla konuşmak istiyordu
(1995-ÖSS)-D
(ÖRNEK 4
(I) Kim ne derse desin, eleştirmenler özelde edebiyatın, genelde sanatın üvey evlatlarıdır. (II) İki kere ikinin dört ettiği kadar kesin bir gerçektir bu. (III) Şairler ve yazarlar, onları pek sevmezler, soğuk bir iş ilişkisidir eleştirmenlerle aralarındaki. (IV) Överseniz mesele yok, kupkuru bir teşekkürle yetinir çoğu. (V)Ama beğenmezseniz hemen çıkarırlar acımasız eleştiri oklarını ve saplamaya başlarlar.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde mecazlı bir söyleyiş yoktur?
A) I B) II C) III D) IV E)V
(2010 – YGS) – B

B) Benzerlik ilgisi taşımayan mecazlar (Ad Aktarmaları)
Türkçedeki mecaz dünyasının önemli bir bölümünü ‘benzerlik ilgisi taşımayan mecazlar’ oluşturur. Birbir- leriyle ilgili kavramlardan birini söyleyip ötekini anlatmaya mecaz-ı mürsel(Ad Aktarması) denir. Ad aktarmaları, eski kültürümüzde dört alt grupta İncelenirdi: Halliyet-Mahalliyet, Sebebiyet-Müsebbebiyet, Cüzzi- yet-Külliyet, Umumiyet-Hususiyet. Bugün bu eski kavramlar ‘yer-durum, sebep olan-sebep olunan, parça-bü- tün, genellik-özellik’ ilişkileri olarak Türkçeleştirilmiştir. ‘Bütün mahalle Zehra’nın düğününde bir araya geldi.’ Cümlesindeki ‘mahalle’ sözcüğü, bir yerleşim birimini anlatmaktan öteye o birimde oturan, yaşayan insanları anlatır. Mahalle ile orada oturanlar arasında bir benzer

lik ilişkisi yoktur: ancak ‘mahalle’ sözcüğü ile de orada yaşayanlardan başka bir şey anlatılmamıştır. Yer-duru- mu ilişkisi öne çıkarılmıştır.
❖Adresi karşı eczaneye soralım.
❖ Aytmatov’u okuyorum.
❖ Eve gireken ayağımızı çıkarırız.
❖ Marmara’da her yelken uçar gibi neşeli.
❖ Oh be, bereket yağıyor.
❖ Sağmallar merayı doldururdu.
❖ Bütün stadyum ayağa kalktı.
❖ Şike olaylarına Türkiye şaştı.
❖ Ankara olaya soğuk bakıyor.
❖ Anadolu o günler kan ağlıyordu.
❖ Yarın evi taşıyacağız, diyordu.
❖ Dalgalan sen de ey nazlı hilal!
❖ Arka bahçedeki narı kestiler.
❖ Eldivenleriniz rakip tanımıyor.
❖ Konser alanı kıpır kıpırdı.
❖ Zil çaldı, okul dağıldı.
Yukarıdaki dizede olduğu gibi kimi sözler benzetme amacı güdülmeden kendi anlamları dışında kullanılır.
Aşağıdaki dizelerin hangisinde bunu örneklendiren bir kullanım vardır?
A) Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilal
B) Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
C) Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda
D) Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı
E) Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda
(1995-ÖSS)-A

4. DEYİM ANLAMI
Deyimler Türkçenin anlatım unsuru ve Türk kültürünün zenginlik belirtisidir. Anlatım kıvraklığı ve kolaylığı sağlanması bakımından dilimizin taşıdığı çarpıcı anlamı yönüyle de kültürümüzün vazgeçilmez unsurlarından olan bu anlatım ve anlam nüveleri değişik özellikler göstermektedir. Değişik özellikler göstermeleri onları tanımlamada zorluk yaratmaktadır. Bütün bu esnek yapılışlarına rağmen ‘en az iki sözcüğün mecazlı bir anlatım özelliğiyle kalıplaşarak oluşturduğu anlatım ve anlam birimlerine deyim denir.’ diyebiliriz. Bazı öğrenciler, deyimlerle atasözlerini birbirine karıştırmaktadır. Oysa bu iki anlatım unsuru birbirinden kesin çizgilerler ayrılabilecek özelliklere sahiptir.

Deyimlerin Özellikleri
a) Mecazlaşma
b) Kalıplaşma
c) Özlülük
d) Yalınlık
e) Anonimlik
f) Kısmen argolara yakınlık
g) Yaygınlaşma
Örnek Tahlil
‘Eşek sudan gelinceye kadar dövmek’

a) Bu deyimle dövmenin aşırılığı anlatılır, gerçekte bir eşeğin sudan gelmesi beklenmez. Ancak eşeğin yavaş ve belki de sorumsuz hareketi, gelmeyi geciktireceğinden bir olayla ilgi kurulmuştur.

b) Bir deyimde bir sözcüğü çıkarıp onun yerine eş anlamlısını kullanamayız. Bu özelliğe kalıplaşma denir. ‘Merkep sudan gelinceye kadar’ diyemeyiz.
• Bir deyimin yanlış kullanımı sorularının bir kısmı bu konuyla ilgilidir.

c) Deyimler bir durumu anlatır. Durumu da en kısa yolla, mecazlı çağrışımlarla anlatır. Onun için deyimler özlüdür.

d) Deyimlerde yabancı sözcük olmaz. Yani anlamı halk tarafından bilinmeyen sözcük kullanılmaz. Deyimler halk yaratmalarıdır. Onu kullanan ve dinleyen halk, onun ne demek istediğini iyi bilir.

e) Deyimler anonimdir. Halktan biri tarafından söylense de beğenilip tutulanlar halka yayılır, halkın malı olur ve gittikçe de yaygınlaşır.

f) Deyimlerin birkısmı bir meslek veya arkadaş grubu arasındaki özel anlaşma anlatımlarına dayanır, makul olanları benimsenir yaygınlaşır. Örneğin: kafayı çekmek, nalları parlatmak, zom olmak…

g) Deyimler yaygınlaşmış anlam ve anlatım unsurlarıdır. Bir ile bir yöreye ait deyim olmaz. Deyimler, dilin kullanıldığı geniş kültür alanlarına yayılmış ürünlerdir. Zamanla dilin kullanıldığı bütün coğrafyaya yayılır.

h) Deyimler öğüt vermez, tecrübe yansıtmaz. Deyimler durumlarla ilgilidir.
Bazı deyimler kavramları değişmece (mecaz) yoluyla anlatan kalıplaşmış sözcük öbekleridir.
Örnek:
* Abayı yakmak
* Ağzı bozuk
* Alacağına şahin, vereceğine karga olmak
* Altı kaval üstü şişhane
* Bir taşla iki kuş vurmak
* Bulanık suda balık avlamak
* Çorbada tuzu olmak
* Danışıklı dövüş
* Dört elle sarılmak
* Kırk tarakta bezi olmak
* Pamuk ipliğiyle bağlanmak
* Pireyi deve yapmak
* Saçını süpürge etmek
* Yangına körükle gitmek
> Bazı deyimler şiirimsi özellikler gösterir, ölçülü ve uyaklıdırlar.
* Akşam kavil, sabah savul
* Allah’tan sıska, ne yapsın muska
* Doluya koydum olmadı; boşa koydum dolmadı
* Döner taşım yok, öter kuşum yok
* Eleğim var, saçım var; komşuya ne borcum var
* İki arada bir derede
• Saldım çayıra, Mevlâ’m kayıra
• İki şilte bir yastık, onu da terkiye astık
• Tencere tava, herkeste bir hava
• Yere bakan, yürek yakan
> Bazı beyitler öykü biçimlidir. Bir olayı anlatır gibidir.
• — Adın ne?
— Mülayim
— Sert olsan ne halt edersin.
• Deveye boynun eğri demişler ‘Nerem doğru ki’ demiş.
• Erzurum’un soğuğu “gelin beni Gerede’de bulun” demiş.
> Bazı deyimler olaya dayandırılır.
• Ahfeş’in keçisi gibi başını sallamak
• Al abdestini ver pabucumu
• Altından çapanoğlu çıkmak
• Ateş pahasına
• Baklayı ağzından çıkarmak
• Buyurun cenaze namazına
• Cemaziyel evvelini bilmek
• Göründü Sivas’ın bağları
• Derdini Marko Paşa’ya anlatmak
• Üç nalla bir ata kalmak
> Bazı deyimler adetlere, inanışlara, geleneklere bağlanmıştır.
• Ahret kardeşi olmak
• Başına devlet kuşu konmak
• Büyük sözüne tövbe
• Cin tutmak
• Kabir suali
• Leyleği havada görmek
• Söz kesmek
• Vebali boynuna
• Nazar değmesin
• Tuz ekmek hakkı
• Zemzemle yıkanmış olmak
• Yıldızı barışık olmak

Bazı deyimler, bir kavramı belirlemek için kullanılan kalıplaşmış söz topluluğudur.
• Adet yerini bulsun diye
• Alan razı, satan razı
• Canı isterse
• Boğazı tokluğuna
• Can havliyle
• Neden sonra
• Ne idüğü belirsiz
• O gün bugün
• Olur şey değil
• Solda sıfır
• Ne de olsa
• Para ile değil, sıra ile
• Yükte hafif, pahada ağır
> Bazı deyimler özel biçimde kurulmuş söz topluluğudur.
• Aç acına
• Aklı sıra
• Ayaküstü
• İnceden inceye
• Hiç olmazsa
• Pisipisine
• Bilmezlikten gelmek
> Bazı deyimler eksiltili anlatım özelliği gösterir.
* Akşama sabaha
* Allah bana, ben de sana
* Bilir bilmez
* Bugün yarın
* Çat kapı
* Er geç
* Göze göz, dişe diş
* Gözün aydın
* Kan kırmızı
* Söz bir Allah bir

Deyimlerin yanlış kullanılmalarına dört örnek veriniz:
ÖRNEK 1
Niye kaygılansın ki nasıl olsa dayısı dümende.
Yukarıdaki cümledeki altı çizili deyimin cümleye kattığı anlam özelliği aşağıdakilerin hangisinde belirtilmiştir?
A) Başkalarını korumanın gerekliliği
B) Bir koruyucusunun bulunması
C) Avantadan yaşıyor olmak
D) İşi bilen, tecrübeli birinin görevde olması
E) Kimseden çekinmeyen birinin iş başında olması
ÇÖZÜMÜ :
‘Dayısı dümende’ bir deyimdir. Bu deyim ‘iş başında bir kayırıcısı bulunmak’ anlamına gelir.
Cevap: B
( ÖRNEK 2
I. Kabuğuna çekilmek
II. İçine sinmemek
III. İçine atmak
IV. İçine kapanmak
V. İçine dert olmak
Yukarıdaki deyimleri anlam özellikleri ve ilişkileri yönüyle gruplandıracak olursak hangi ikisi dışarıda kalır?
A) I ve II B) I ve III C) II ve IV
D) III ve IV E) II ve V
Cevap: E

(ÖRNEK 3
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim yanlış açıklanmıştır?
A) Hevesi kırılmış, körünü öldürmüştü.
B) Yoksullara kucak açan, onları barındıran, koruyan bir insandı.
C) Onun kulağı delikti, olan biteni hemen öğreniyor.
D) Rakiplerine nefes aldırmıyor, sorularıyla onları bunaltıyor.
E) Ocağına düştük, yardımınıza ihtiyacımız oldu.
ÇÖZÜMÜ :
A seçeneğindeki ‘körünü öldürmek’ deyimi ‘az çok hevesini almak’ anlamındadır. Yukarıdaki cümlede ise ‘hevesi kırılmak’ anlamıyla özünden saptırılmıştır.
Cevap:A
(ÖRNEK 4
Ozanın ilk şiir kitabını bunca yıl ertelemesinin nedeni, gizlenmeyi seven bir kişiliğinin olmasından çok, yazdıklarını kolay kolay beğeneyen, kusursuzu arayan biri olmasıydı sanıyorum.
Kendisinden böyle söz eden bir sanatçı aşağıdaki deyimlerden hangisiyle nitelendirilebilir?
A) İğneyle kuyu kazan
B) İşi başından aşkın olan
C) İşine dört elle sarılan
D) İşini sağlama bağlayan
E) İnce eleyip sık dokuyan
(2008 – ÖSS) – E

5. TERİM ANLAMI
Bir bilim dalını, sanat kolunu veya mesleği ilgilendiren kavramları anlatan sözcüklerdir. Terim anlamı da bir tür gerçek anlamdır. Terimler bilimsel gelişmelerle gelişir, yayılır, öğrenilir. Bundan dolayıdır ki çoğunlukla evrenseldir. Bilimlerin, teknolojinin hızlı gelişimi bir terimin bir
dilden diğer dile hızlı ve kontrolsüz geçişine zemin hazırlar.
Geometriyle ilgili terimler: açı, açıortayı, kenarortayı, üçgen, dörtgen, beşgen…
Cebirle ilgili terimler: pay, payda, bayağı kesir, bölüm, çarpan, sinüs, kosinüs…
Kimyayla ilgili terimler: gaz, baz, bileşik, bağ…
Edebiyatla ilgili terimler: realizm, klasizm, mecaz, teşbih, aruz, koşma, mani, lirizm, pastoral, destan…
Dilbilgisi ile ilgili terimler: kök, ek, özne, tümleç, yüklem, eksiltili cümle, nesne, sıfat, isim, zarf, fiil…
Futbolla ilgili terimler: korner, penaltı, taç, aut, gol…
Örnek Kullanımlar
İlgili kişinin DNA örnekleri inceleniyor.
Hücre sitoplâzmasında farklı şeyler tespit edildi. Anlatımında duruluk yoktu.
Kafiyeli, ölçülü dizeleri peş peşe sıralıyordu.
Kitap italik harflerle basıldı.
Hastaya endoskopi uygulaması yapıldı.
Sözcüklerin ek ve kökleri tek tek tespit edildi.
Bu şiirde cinas söz sanatı vardır.
Objektifimize güzel şeylerde takıldı.
Cümleleri sıfat ve bağlaçlarla uzatıyordu.
Derslerde tümevarım metodunu kullanıyordu.
Pileli etekler daha çok beğeniliyor.
Ceketinin omzundaki vatka oldukça kalındı.
Uçak iki saat rötar yaptı.
Ayşe ablanın ağzındaki köprü düştü.
Motorun pistonları bakımdan geçirilmeli.
Arabanın bujileri hala değiştirilmedi mi?
Değişik alanlarda beş terimi cümle içinde kullanınız:

(ÖRNEK 1
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde terim anlamlı sözcük yoktur?
A) Bu evin projesi ünlü bir mimar tarafından çizildi.
B) Ünlü yazar, realizm ve natürallzm arasında orta bir yol İzledi.
C) Konu seçiminde gösterdiği titizlik her sanatçıya örnek olabilecek ölçüdeydi.
D) İbrahim Çallı’nın tuvalinden size sunulan bu tablolar gelecekteki bugün olarak algılanacaktır.
E) Onun açık anlatımı yüzyıllar sonrasına ulaşacak en belirgin özelliğidir?
Cevap:C
(ÖRNEK 2
‘Ağız’ sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde terim anlamıyla kullanılmıştır?
A) Açtı ağzını yumdu gözünü
B) Çocuk, o tür şeyleri bir daha ağzıma koymam, dedi.
C) Mağaranın ağzından İçeriye bakıyorduk.
D) Arkadaşlarıyla İkide bir ağız dalaşı yapıyordu.
E) Anadolu ağızları arasında köklü farklar yoktur.

6. EŞ SESLİLİK
Sadece sesi ‘eş’ olan sözcüklerdir. Yani okunuşu-yazı- lışı aynı temel anlamları farklı olan sözcüklere eş sesli sözcük denir.
Örnekler:
• Türkçeden vüz puan aldım.
• Çocuk denizde yüzüyor.
• Annem beni böyle görünce yüzü sarardır.
• Koyunun derisini yüzdük, etini kızarttık.
• Atatürk a! bir ata bindi, yurdu düşmandan aldı.
• Boz elbiseli bir adam saati bozdu.
• Denize taş artım, deniz tastı, at ürktü.
Yukarıdaki ilk dört örnekte ‘yüz’ sözcüğünün eş seslilerini bir arada kullandık. Bazı sözcüklerin birden, ikiden çok eş seslilik örneği olabiliyor. İlk dört örnekten sonra ‘kumaşın yüzü soldu’ diye bir örnek verseydik bu örnekteki ‘yüz’ sözcüğü üçüncü örnekteki ‘yüz’ sözcüğüyle eş sesli olmazdı, anlam genişlemesi örneği oluştururdu. Bu tür kullanımlara dikkat etmek gerekir.
İkinci grup örnekte ise aynı cümlede eş sesli sözcükler bir araya getirilmiştir. Son örnekte ise birden çok eş sesli grup örneklendirilmiştir.

Eş seslilikle kökteşlik birbirinden ayrı tutulmalı. Kökteşlik, aynı kökten gelen sözcüklerin özelliğidir. Bunların biri isim, diğeri fiil anlamlıdır. Bunlar eş sesli değildir.

Örnek: Güven bana güven vermiyor.
Ben Güven’e güvenmiyorum.
Güreşçiler çayırda güreşiyor.
Gül parayı görünce güler.
Örneklerdeki altı çizili sözcükler eş sesli değil, kökteş sözcüklerdir.
ÇÖZÜMÜ :
E seçeneğindeki ‘ağız’ sözcüğü bir dilin en dar kullanım özelliği anlamında kullanılmıştır. Bu kullanımıyla bir dil bilgisi terimidir.
Cevap: E
Eş sesliliğe iki farklı örnek de siz veriniz:

ÖRNEK
Aşağıdaki cümlelerin hangisindeki altı çizili sözcüğün eş seslisi yoktur?
A) Bir arkadaşım bana, üzerine yıllardır kar yağan dağ gibiyim derdi.
B) Düşkünlere her zaman koj kanat gererdi.
C) Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez, derdi.
D) Salataya biraz daha yağ ve sirke dökseydin.
E) Komisyonda alınan her kararı yaz ve getir.
ÇÖZÜMÜ :
A seçeneğindeki ‘kar’ hem yağmur türü hem karmak fiilinin kökü, C ‘deki ‘kaz’ hem uçan bir hayvan hem kazmak fiilinin kökü, D’ deki ‘yağ’ hem yağmurun kökü hem bir gıda maddesi, E’ deki ‘yaz’ ise hem mevsim adı hem yazmak fiilinin kökü veya emir kipi, B’ deki ‘kol’ sözcüğünün böyle bir eş sesli örneği yoktur.
Cevap:B
NOT—————————————————————-
Kar-kâr, alem-âlem, adem-âdem, hala-hâlâ, sözcükleri eş sesli değildir. Ses değerleri farklıdır. Bunlara dikkat edilmelidir.

7. ÇOK ANLAMLILIK (ANLAM GENİŞLEMESİ):
Vaktiyle tek kavramı veya varlığı karşılayan, anlatan bir sözcüğün zamanla başka başka varlıkları veya kavramları da anlatır hale gelmesine çok anlamlık denir. Çok anlamlılığın temelinde mecazlaşmalar vardır. Benzerlik unsuru bu mecazlaşmanın özünü oluşturur.
Türkçemizde kavramın çok, sözcük sayısının kavram çokluğuna rağmen biraz az olmasının bir nedeni de çok anlamlılık yoluyla bir sözcüğün yirmiye kadar varan değişil kavramları karşılaması, anlatmasıdır.
► Örnekler:
‘kol’ sözcüğünün çok anlam kazanması • Ali’nin kolu ağrıyordu, (gerçek anlam)
• Derenin güney kolu taştı.
• Kızılay koluna seçildi.
• Kapının kolu çalışmıyor.
• Makinenin kolunu çeviriniz.
• Bu işi halletmenin bir yolu olmalı.
• Timuçin Bey, ünlü bi riş adamıdır.
• Saatin kurma kolu çıktı.
• Beşinci kol mensupları rahat durmuyor.
‘çıkmak’ sözcüğünün çok anlam kazanması
• Mehmet evden erken çıktı.
• Bu kumaştan iki takım elbise çıkar.
• Çocuk sıraların üzerine çıkıyor, oynuyor, zıplıyor.
• Bu köyden çıkacağım, diye tutturdu.
• Nedim işten çıkmış.
• Bu lâmbadan is çıkıyor.
• Bu kadar az parayla ramazanı çıkaramayız.
• O kadar sütten bu kadar peynir çıkar.
• El âlemin yüzüne nasıl çıkıyorlar.
• Aferin, puanların gittikçe çıkıyor.
• Apartmanın onuncu katına çıktık.
• Balkona çık da biraz konuşalım.
• Beşten altı çıkmaz, hesabı doğru yap!
• Üniversiteden çıkalı yıllar oldu.
• Batık arabayı denizden zorlukla çıkardılar.
• Adamı, ileri yaşına bakmadan memurluktan çıkardılar.
Siz de iki farklı sözcüğün çok anlamlılığına örnekler bulunuz:
• Ceketin kolu söküldü.

Yaşamımızda çok önemli yeri olan ekmek sözcüğü pek çok deyimde kullanılmaktadır. Örneğin, geçim sağlayacak bir iş bulmanın zorluğunu anlatmak için “ekmek aslanın ağzında”, kendisi çalışmayıp başkasının kazan- I
cıyla geçinme durumu için “ekmek elden su gölden”.
II
deriz. Geçimini sağlamada çok becerikli olmayı “ekmek kapısı” deyimiyle karşılarız.
III
“Ekmeğine göz dikmek” deyimiyle, birinin geçimini IV
sağlayan işi elinden almaya çalışmayı anlatmak isteriz. Bir kişinin geçimini sağlamak için çalışmasına da “ekmek kavgası” deriz.
V
Bu parçada numaralanmış deyimlerden hangisi yanlış açıklanmıştır?
A) I B) II C) III D) IV E)V
(1993-ÖYS)-C
Bu şairimiz sanat yaşamında gelmiş geçmiş, eski yeni bütün akımlardan, biçim denemelerinden, tekniklerden ustaca yararlanmasını bilmişti. Yararlandığı kaynaklardan aldığı imgeleri, kendi şiir tezgâhında yeniden dokumuş; onlara, kendi boyasını vurmuştu.
Bu parçada geçen “yararlandığı kaynaklardan aldığı imgeleri kendi şiir tezgâhında yeniden dokuyarak onlara, kendi boyasını vurmak” sözüyle anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Okurun dünyasını düşünsel ve sanatsal yönden geliştirmek
B) Bugüne değin yaptıklarıyla yetinmeyip sürekli yenilikler yapmak.
C) Kimi yapıtlardaki eksiklikleri, kendi yapıtlarında gidermeye çalışmak.
D) Okurların, yapıtlardan daha çok tat almalarını sağlamak.
E) Başkalarından aldıklarını, kişisel ve özgün biçime dönüştürmek.
(2002 – ÖSS) – E
Ç ÖRNEK 2
“Kelimeler kullanımlarına göre anlam kazanır; sözgelimi klasik kelimesini hem olumlu hem olumsuz anlamda kullanabiliriz.
(ÖRNEK 4
Bilimsel bir yazı, dile getirdiği düşünce ne olursa olsun her türlü duyguyla, duygusallıkla ilgisini kesmiştir. Böylesi yazılarda bilim adamı, kendini mümkün olduğu kadar paranteze almalıdır. Bu yazılar,”Nesneler kendisi konuşuyor.” Diyenleri haklı çıkarmalıdır.
Buna göre aşağıdakilerin hangisinde “klasik” kelimesi olumsuz anlamıyla kullanılmıştır?
A) O, klasik yazarların başında gelir.
B) Bu incelemede klasik romanlara ağırlık vereceğiz.
C) Klasik eserler her çağda yaşarlığını korur.
D) Yazınızda klasik benzetmelere yer vermişsiniz.
E) Klasik edebiyat büyük ölçüde kurallara yaslanır,
(1984-ÖYS)-D
Bu parçada geçen “kendini paranteze almak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Anlama çabası içinde olmak.
B) Konu dışına çıkmamak
C) Farklı görüşlere saygı duymak
D) Kişisel değerlendirmelerini yansıtmamak.
E) Özgün bir bakış açısına sahip olmak
(2010-YGS)-D

NOT————————————–
Sözcüğün anlam genişlemesi yoluyla yeni yeni kavramları anlatmasına, kullanım anlamı da denir. Yukarıdaki iki sözcüğün anlam örneklendirmeleri aynı zamanda o sözcüğün cümle içinde kazandığı kullanım alanlarıdır.
(ÖRNEK 5
‘Gelmek’ sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde ‘yakışır’ anlamıyla ilgili olarak kullanılmıştır?
A) Tren biraz geç geldi, hepimiz meraklandık.
B) Ramazan da geldi, kilerde hazırlık yok.
C) Almanya’dan mektup geldi, gözünüz aydın.
D) Senin o dediklerin bana gelmez, ben öyle davrana- mam.
E) Ecel geldi dünyaya, baş ağrısı bahane.
ÇÖZÜMÜ :
A’ da uzak yerden yakına ulaşmak, B’ de zaman bölümünün başlaması, C’ de uzaktan yakına intikal etmek. E’ de de bir olgunun, olayın zamanının başlaması anlamı varken D’ de ‘bana gelmez’ bana yakışmaz ilgisiyle kullanılmıştır.
Cevap:D
(ÖRNEK 6
Aşağıdakilerin hangisinde ‘bakmak’ sözcüğüyle ilgili verilen örnekler ile kullanım anlamı birbirine uymamaktadır?
A) Yedirip içirip kollamak – Bir anne sekiz çocuğuna baktı da sekiz çocuk bir anneye bakamadı.
B) Karşılıklı, karşı karşıya olmak – Trabzon’daki evimiz denize bakıyordu.
C) Merakla bekleme – Sınıftaki her tıkırtıda öğretmen bizim oturduğumuz köşeye bakıyordu.
D) Geçimi, ihtiyaçları bir başkasına bağlı olmak – O çocuklar hâlâ komşularının eline bakıyor.
E) Seyretmek, izlemek-Annem gözlüklerini takmış, televizyona bakıyordu.
A, B, D, E seçeneklerinde verilen anlamlarla örnek kullanımlardaki anlamlar tutarlılık içindedir. C seçeneğinde ise ‘merakla bekleme’ örnek anlamına karşılık cümlede gözle bakmak, bir olayın yerini tespit ederek olayı takip etmek anlamı vardır.
Cevap:C
ÇÖZÜMÜ :

8. SOYUT-SOMUT ANLAMLILIK
Beş duyudan herhangi biriyle algıladığımız varlıkları anlatan sözcükler somut anlamlı sözcüklerdir. Duyu organlarımızla algılayamadığımız ancak varlığını mantıken kabullendiğimiz kavramları anlatan sözcükler de soyut anlamlı sözcüklerdir.
Somut anlamlı sözcükler:
• Elinde koca bir vazo vardı.
• Bu evin pencereleri sedir ağacından yapılmış.
• Okulun önündeki oturacaklara çöküverdi zavallı, kız.
• Tarlalarda boy veren, başaklar çocukların ümididir.
Soyut anlamlı sözcükler:
• Sözcüklerin anlamları beni veni dünyalara götürüyor.
• Bağımsızlığımız için ne zorluklara katlanmış dedele- rimiz.
• Onun çocukça duyguları bize de neşe veriyordu.
• Atatürk sadece bize değil bütün geri milletlere ışık oldu.
Yukarıdaki örneklerde de görüldüğü gibi altı çizili sözcükler anlamlarına göre soyut ve somut anlamlı olarak belirtilmiştir.
Not————————————–
Somut anlamlı sözcükler sıklıkla soyut anlam kazanır. Bu özellik anlam genişlemesine yani çok anlamlılığa da örnek oluşturur.
Lastiğin havası kaçtı.(somut)
Kendisini işin havasına kaptırdı, (soyut)
Havasından geçilmiyor, (soyut)

Deli gönül havalandı, (soyut)
Kavram
Dolaylaman Anlatımı
Bana hava yapma(soyut)
Zonguldak
Kara elmas diyarı
Atatürk Barajı’nda su seviyesi düştü.(somut)
Kömür
Kara elmas
Başarılı olmak için yüz soru barajını geçmelisin.(soyut)
Kur’ an
Yüce kitap
Ankara
Türkiye’nin kalbi
Ekonominin önündeki barailar mutlaka aşı İmalı, (soy ut)
Kıbrıs
Yavru vatan
Balık
Derya kuzusu
Siz desoyut ve somut anlamlı kullanımlara ikişer örnek bulunuz:…………………………………………………………………
Kaleci
File bekçisi
Ç ÖRNEK
Aşağıdakilerin hangisinde bir sözcük hem soyut hem somut anlama gelebilecek şekilde kullanılmıştır?
A) Bu dünyada her zaman kendine ait bir dünya kurmuşu md ur.
B) Apartmanın bodrumuna bile yeterli ışık girebiliyordu.
C) Kendisini sanat akımlarına kaptırmış bir entelektüeldi.
D) Onun kadar yürekli bir delikanlı her yerde bulunmaz.
E) O’ndaki kafa kimde bulunur diye övülüyordu.
ÇÖZÜMÜ :
A seçeneğinde ‘dünya’ sözcüğü iki kere kullanılmıştır. Birincisinde gerçek anlam veya ona yakın anlamda ‘dünyayla ilgili hayat’ anlamındadır ki bu kullanımında ‘somut’ anlamlıdır. Ancak ikinci kullanımında ‘dünya’ sözcüğü ‘hayal, duygu âlemi’ olarak düşünülmüş. Bu kullanımıyla da soyut anlamlıdır.
Cevap:A
Kömürün kara ve de gittikçe azalması nedeniyle kıymeti artıyor, elmasa benzetiliyor. Böylece ona ‘kara elmas’ deniyor. Zonguldak’ın özelliği orada kömür çıkarılmasıdır. Dolayısıyla orayı anlatmak için ‘kara elmas diyarı’ denmiştir. Kuran’ın niteliği yüceliğidir. Onun için ona ‘yüce kitap’ denmiştir. Diğer örnekleri ve kullanımları bu anlamlandırma yöntemiyle düşüneceğiz.
Siz de dolaylamaya üç farklı örnek bulunuz:
Ç ÖRNEK
Aşağıdakilerin hangisinde dolaylama yapılmıştır?
A) Büyük önder, inkılâplarıyla milli hayatı çağdaşlaştırmak istemiştir.
B) Milli hayatı çağdaşlaştırırken takip edilecek yöntem, mutlak ilim olacaktır.
C) Bugünün Türkiye’sinde tükettiğimizden çok ve kaliteli üretemezsek geleceğimiz karanlıktır.
D) Gelişen ülkemizde daha kaliteli iş yapmaya, hilesiz davranmaya ihtiyacımız var.
E) Bilimsel gelişmeler sanat ve eğitim hamleleriyle desteklenmeli.

9. DOLAYLAMA
Tek sözcükle anlatılabilecek bir kavramı veya varlığı birden çok sözcükle anlatmaya dolaylama denir. Dolay- lamalı anlatımda, anlatılan varlığın niteliklerinden yararlanılır.
ÇÖZÜMÜ :
A seçeneğindeki ‘Büyük Önder’ sözüyle ‘Atatürk’ anlatılmak istenmiştir. Atatürk, tek sözcük; ‘Büyük Önder’ çok sözcüktür. Dolayısıyla bu seçenekte dolaylama yapılmıştır.
Cevap:A

10.GENEL – ÖZEL ANLAMLILIK
Sözcüklerin anlam kapsamlarının belirlenmesine yönelik bir karşılaştırmalı tasnif işidir. Anlamı diğerlerine göre dar olana ‘özel anlamlı’ geniş olana da ‘genel anlamlı’ sözcük denir. Bir sözcüğün genel veya özel anlamlı olduğu o sözcüğün aynı anlam doğrultusunda başka sözcüklerle karşılaştırılmasıyla belirlenir.
Örnekler:
• Herkes kitap okumayı sever.
• Biz genelde roman okuruz.
• Çocuklar polisiye romanlarını çok sever.
• Hem şiir hem hikâye yazıyordu.
• Tarihi olayları hikâye ve romanlarıyla yeniden kurgulandırıyor.
• Okuduğu edebi eserler daha çok son yüzyılda verilenlerdir.
Yukarıdaki cümlelerde en genel yargılı sözcük, birinci cümledeki ‘kitap’ sözcüğüdür. Örneklerde en dar anlamlı sözcük de ‘polisiye romanları’ tamlamasıdır. Bu yargı tasnifleri cümlenin anlam boyutunu da etkilenmektedir.
Kitap sözcüğünü en genel ve en özel anlamlarda kullandığınız birer cümle yazınız:………………………………………
(ÖRNEK 1
Aşağıdaki cümlelerin hangisindeki altı çizili sözcük
diğerlerine göre en geniş anlamlıdır?
A) Gelişen medeniyet içinde bitkilerin izlerini görmemek imkânsız.
B) İnsanlar canlıların en akıllısıdır.
C) Bitkilerin çoğu insan ve hayvanların gıdasını oluşturuyor.
D) Cansız varlıklar medeniyet eserlerinin ana yapı taşı oldu.
E) Maddenin en küçük yapı taşının atom olduğu söyleniyor.
Yukarıdaki soruda yer alan altı çizili sözcüklerin en genelleniş) anlamlısı ‘madde’dir. Madde hem canlı hem cansız varlıkları kapsar.
Cevap: E
ÇÖZÜMÜ :
(ÖRNEK 2
“Araba” sözcüğü aşağıdakilerin hangisinde en genel anlamıyla kullanılmıştır?
A) Bu yoldan her gün binlerce araba geçiyor.
B) Parktaki arabaların tamamı sigortalıydı.
C) Yabancılar, Türkiye’de her yıl yüz bin araba üretiyor.
D) Bu çağda araba her eve gereklidir.
E) O nedense kırmızı arabalardan hoşlan irdi.
Cevap:D

II. ANLAM İLİŞKİLERİNE GÖRE SÖZCÜKLER

1. ZIT ANLAMLILIK
Anlam yönüyle birbirine zıt olan sözcüklerdir. Sıfat, zarf ve fiil görevli sözcüklerde zıt anlamlılık görülür. Somut anlamlı sözcüklerde zıt anlamlılık daha azdır. Soyut kavramlar için yaygındır.
Örnek:
İyi – kötü Güzel – çirkin Geniş – dar Kısa – uzun Soğuk – sıcak
uzun – kısa eski – yeni akıllı – deli genç – ihtiyar
Zıt anlamlı kavramları cümle içinde kullanarak anlatıma farklı bir etki, yani çarpıcılık kazandırılır.
• Vatan için ölmek de var fakat borcun yaşamaktır.
• Ağlarım yâdıma geldikçe gülüştüklerimiz.
• Soğuk dağ başlarında sıcak bir yuvayı kim istemez.
• Geniş bir evde oturuyorduk, bu dar yere alışamadık.
• Bayramlarda yeni elbise istemez, eskileri düzelterek giyerdi.

NOT————————————–
Olumsuzluk ekleriyle zıt anlamlılık sağlanmaz.
‘akıllı’nın zıttı ‘akılsız’ olmaz, ‘deli’ olur.
‘paralı’ nın zıttı ‘parasız’ olmaz, ‘bedava’ olur.
NOT————————————–
“soğuk İle ılık,
sabah İle gece, sıcak İle serin, küçük İle İri, gündüz İle akşam,
tatlı İle ekşi” gibi söz grupları birbirlerinden uzak düşse bile bunlar ‘zıt anlamlı’ kabul edilmez. Bu tür kullanımlara dikkat etmek gerekmektedir. ____________________________________________
Zıt anlamlılığa üç örnek de siz bulunuz:
Ç ÖRNEK
Aşağıdakilerin hangisinde zıt anlamlı sözcükler bir
arada verilmemiştir?
A) Görevimiz insanımızı karanlık düşüncelerden ve emellerden uzak tutup huzura kavuşturmaktadır.
B) Bitmeyen gecelerin sabahında gülecek ağlayan gözlerim.
C) Kısa ömre nice işler sığdırmış, uzun romanlar oluşturmuş.
D) Romantizmin temelinde ak-kara, cılız-gürbüz çatışması vardır.
E) Tembelliğimiz ne zaman çalışkanlığa dönüşür, işte o zaman dertlerimiz azalmaya başi

2. EŞ ANLAMLILIK
Okunuşu yazılışı farklı, anlamları aynı olan sözcüklere eş anlamlı sözcükler denir. Gerek dilin kendi doğal gelişimi gerekse başka dillerden sözcük alımı dilde eş anlamlılığın ortaya çıkmasına neden olur.
Örnekler:
❖ Okul-mektep
❖ Edebiyat-yazın
❖ Kültür-ekin
❖ Adam-insan
❖ Ev-hane
❖ Şehir-kent
❖ Yöntem-metot
❖ Cevap-yanıt
❖ Soru-sual
❖ Mah-ay
❖ Yıl-sene
❖ Asır-yüzyıl
❖ Yöntem- metot
❖ Zelzele- deprem
❖ Bilgisayar- kompitur
Eş anlamlı sözcüklere üç örnek de siz veriniz:
Dilimizde yüzlerce eş anlamlı sözcük grubu vardır. Eş anlamlı sözcüklerin aynı kavramla ilgili olarak bir cümlede kullanılması duruluk ilkesini ortadan kaldıran bir anlatım bozukluğuna neden olur.
ÇÖZÜMÜ :
B’deki ağlamak-gülmek, C’deki ak-kara veya cılız-gür- büz, E’deki çalışkanlık-tembellik sözcükleri cümlelerde zıt anlam kazanmıştır. A’ da zıt anlamlı sözcük yoktur.
Cevap:A

(ÖRNEK 1
Bir yazar için hiç kimseye benzememek bir amaçtır fakat bunun, yazdıklarının hiçbir şeve benzememesi gibi bir sakıncası vardır.
Bu cümledeki altı çizili sözlerin yerine, aşağıdakileri hangisinde verilenler sırasıyla getirilirse cümlenin anlamı değişmez?
A) ilgi çekmek – yeterince anlaşılmaması
B) kendini kanıtlamak – güvenilir olması
C) özgün olmak – niteliksiz olması
D) sözcüklerle savaşmak – değersiz görülmesi
E) değişiklik yapmak – kimilerince beğenilmemesi
(2007 – ÖSS) – C

3. YAKIN ANLAMLILIK
Anlam yönüyle birbirine yakın sözcüklerdir. Ne aynı anlama gelirler ne de zıt anlamlıdırlar. Birbirleriyle ilgili ama asla aynı anlama gelmeyen sözcüklerdir.
Örnek kullanımlar:
• Ali sınıfın en gayretli öğrencisidir.
• Ülke çalışkan insanlarla yükselir.
• Sınıfın bilinçli öğrencileri okulun da yüzünü ağartıyor.
• Onlar ne yaptığını bilen arkadaşlardır.
• Uzun süredir bu spor kulübünde faaliyet gösteriyor.
• Epeydir bu işte çalışıyor.
• Bu yörenin insanı asırlardır balıkçılıkla uğraşır.
• Burada öteden beri kilim dokunur.
Ç ÖRNEK 2
‘Hayatını sanat eğitimi veren kurslarda ya da okullarda geçirdi. Toplumsal olaylara duyarlılığıyla ün bulan sanatçı yaptıklarıyla herkese örnek olabilecek değerdir.’
Yukarıdaki parçada aşağıdakilerin hangisinin eş an lamlısı bir sözcük kullanılmamıştır?
A) Yaşam B) Sosyal C) Şöhret
D) Misal E) Mektep
Yukarıdaki örnekler ikişerli olarak birbiriyle yakın anlamlı sözcüklere sahiptir. Altı çizili sözcükler yakın anlamlıdır. Yakın anlamlı sözcükleri yakın anlamlı cümlelerle karıştırmamak gerekir. Hemen her sınavda yakın anlamlı sözcük sorusuna rastlanır.
Yakın anlamlılığa iki ayrı örnek de siz bulunuz:
ÇÖZÜMÜ :
Hayat- yaşam, toplumsal- sosyal, ün-şöhret, mektep-o- kul sözcükleri eş anlamlıdır. Ancak misal sözcüğünün eş anlamlısı Türkçede yoktur. Parçadaki ‘örnek’ sözcüğü, bu kullanımıyla ‘misal’ in yerini tutmamaktadır.
Cevap:D
( ÖRNEK 1
‘Böyle bastan savmacı. tavırlarla hiçbir işte başarılı olamazsın.’ cümlesindeki altı çizili sözlerin cümleye kattığı anlam özelliği aşağıdakilerin hangisinde vardır?
A) Bir kere başa geldi, çekeceğiz artık.
B) Onun gibi saman altından su yürütenlerden hoşlanmam.
C) Arkadaşımın özenerek yaptığı ebrular sergilendi.
D) Böyle tembel insanların kendilerine de toplumlarına da bir faydası olmaz.
E) Özenmeden oluşturduğu eserleriyle geleceğe mi kalacağını zannediyor!

Örnek cümledeki ‘baştan savmacı’ ifadesiyle işine gereken özeni, hassasiyeti göstermeme anlamı vardır. Aynı anlam özelliğine en yakın kullanım E seçeneğindeki ‘özenmeden’ sözcüğünde saklıdır.
Cevap: E
ÇÖZÜMÜ :
(ÖRNEK 2
“Söz ola kese savaşı Söz ola kestire başı Söz ola ağulu aşı Bal ile yağ ede bir söz.”
Dörtlüğünde “kese” sözcüğünün kullanımına göre, yakın anlamlısı aşağıdakilerden hangisidir?
A) durdura B) dindire C) ara vere
D) kısalta E) ikiye ayıra
(1978 – ÜSS) – A

III. SÖZCÜKLERDE ANLAM DEĞİŞMELERİ
Sözcükler zamanla öz anlamlarından kayar başka anlamlar kazanır. Örnek: Yavuz sözcüğü eski kullanımında arsız, yüzsüz gibi kötü anlamda kullanılırken günümüz Türkçesinde işini bilen, yiğit, güvenilir gibi olumlu anlamlar kazanmıştır.
Üzmek sözcüğü eski Türkçede “kopmak” anlamında kullanılırken bugün bu saözcük eski anlamını terk etmiş ve hissi bir durumu anlatır duruma gelmiştir.

ETKİNLİK
A. Aşağıdaki cümlelerde temel anlamıyla kullanılan sözcükleri cümlenin sonundaki noktalı yere yazınız!
I. Şiirlerimi kavurdum Türkçenin güneşinde…………………………………………………………………………………………
II. Dalgalandı yüreğim baharın coşkusuyla………………………………………………………………………………………….
III. Dalgalar yalıyordu sahili yalap yalap………………………………………………………………………………………………..
IV. Nisan yağmurlarına uyandı Çukurova………………………………………………………………………………………………
V. Yolcu yok şimdi o eski duraklarda…………………………………………………………………………………………………….
VI. Sokak aralarında oynayan çocukları görüyordum……………………………………………………………………………..
VII. Lisenin dördüncü sınıfındayken öykü yarışmasına katıldım………………………………………………………………..
VIII. İç Anadolu’nun yaylalarında uykuya yattı bahar…………………………………………………………………………………
IX. Bu çocuğun şiirlerine herkes ısındı kısa zamanda……………………………………………………………………………
X. Gürol’un ödevini dün akşam gözden geçirdim…………………………………………………………………………………..
B. Aşağıdaki cümlelerde anlam genişlemesine uğrayan sözcükleri cümlelerin sonundaki noktalı yerlere yazın!
I. Bu sert havada yolculuk tehlikeli olur……………………………………………………………………………………………………….
II. Toplumun uyanması için çarpıcı gerçekleri öne sürünüz……………………………………………………………………………..
III. İçimde kor donar, buzlar tutuşur………………………………………………………………………………………………………………
IV. Son haberlerle yandık, yıkıldık, hatta öldük dirildik…………………………………………………………………………………….
V. Okul dağılınca sokaklar kalabalıklaşıyor…………………………………………………………………………………………………..
VI. Bu çocuklar ele avuca sığmıyor……………………………………………………………………………………………………………….
VII. Senin yüzünden insan arasına çıkmaya yüzüm kalmadı……………………………………………………………………………..
VIII. Kent ayağa kalkmış, sanat gösterisi istiyordu…………………………………………………………………………………………….
IX. İki taraf arasında ipler önce gerildi sonra koptu………………………………………………………………………………………….
X. Aferin evladım, sürekli başarılarınla gönlümü kazandın……………………………………………………………………………..

C. Aşağıdaki cümlelerde sesteş olabilecek sözcükleri cümlenin sonundaki noktalı yere yazınız!
I. Kar sabaha kadar yağdı, yollar kapandı, dışarı çıkılmıyor………………………………………………………
II. İç Anadolu yazları sıcak, kışları soğuktur………………………………………………………………………………
III. Düşüncelerin oldukça uç noktalarda geziyor, onlar başımıza az bela getirmez…………………………
IV. Koru cıvıl cıvıldı, iğne atsan yere düşmezdi…………………………………………………………………………..
V. Sahil boyunca oynayan çocuklar denize taş atıyor, balıkları ürkütüyorlardı………………………………
D. Aşağıdaki cümleleri anlam bütünlüğü oluşturacak şekilde tamamlayınız!
I. Aynı kökten türeyerek biri ad, biri eylem olarak kullanılan sözcüklere……………………………denir.
II. Okunuşu yazılışı aynı, anlamları farklı sözcükler……………………………………….sözcüklerdir.
III. Bir sözcüğün zaman içinde başka kavramları da anlatır duruma gelmesine……………………………………..denir.
IV. “Oğlan” sözcüğü eskiden hem kız hem erkek çocukları anlatırken şimdi sadece erkek çocukları anlatır duruma
gelmesine………………………………………..denir.
V. “Üzülmek” sözcüğü eski Türkçede “ipin kopması” anlamında kullanılırken günümüzde” hissi durumu anlatması” ………………………………………..olarak değerlendirilir.
VI. “Ülke son olaylar karşısında hiç hoşnut değil.” Bu cümlede “ülke” sözcüğü………………………………anlatmıştır.
VII. “Yaşlı adam biopsi için hastaneye gitti.” Bu cümlede “biopsi” sözcüğü…………………….anlamında kullanılmıştır.
VIII. Deyimler kalıplaşmış sözcüklerdir. Bu bakımdan değerlendirdiğimizde “ canımı sıkboğaz etme” birdeyim……
IX. Uçak rötar yapınca geri döndük, kara kara düşünmeye başladık. Cümlesinde altı çizili sözcükler…………………..
ve………………………………………………..dir.
X. “Denizde yüzen çocuğun yüzü oldukça kızarmıştı.” Bu cümlede “yüz” sözcüğü………………………………………….
örnektir.

E. Aşağıdaki cümlelerin yargıları doğruysa cümlelerin sonun D, yanlışsa Y koyunuz!
I. (….) “Bu yıl çok kar yağdı, bu yüzden kâr edemedik.” Bu cümledeki “kar-kâr” sesteş sözcüklerdir.
II. (….) Bu adama güvenme, ipliğimizi pazara çıkarır. “İplik” sözcüğü bu cümlede deyim içinde kullanılmıştır.
III. (….) Son olaylar canımızı incitti, artık tedbir almak gerek. “Can” sözcüğü deyim içinde kullanılmıştır.
IV. (….) Ulu Önder son günlerde daha iyi anlaşılıyor. “Ulu Önder” ad aktarmasına örnek kullanımdır.
V. (….) Pencereden bakan Coşkun bize el salladı. Bütün sözcükler gerçek anlamda kullanılmıştır.
VI. (….) Aklından çıkarma, ak akçe kara gün içindir. Bu cümle deyim ve atasözünden oluşmaktadır.
VII. (.) Halk türkülerinin yürek yakan ezgileri nasıl göz ardı edilir! Bu cümlede deyimler yanlış kullanılmıştır.
VIII. (….) Derya kuzuları Pazar yerine ulaşmaya başladı. Bu cümlede dolaylamaya örnek vardır.
IX. (…) Yüce Kitabımız bireysel çıkarlara göre yorumlanmamalı. Bu cümlede deyim yok, dolaylama vardır.
X. (….) Köpüren dereye göz atıyor nazlı çiçekler. Bu cümlede insandan doğaya aktarma vardır.
F. Aşağıda kavram, kavramın cümlede kullanımı verilmiştir. Siz kavramın kullanımını belirtiniz! Örnek: Burun Bu çocuk yine burun bükmeye başladı – Deyim anlamı

Işık Penceremden ışık sızmıyordu……………………………………………………………………………..
Baş Komşudan iki baş soğan aldık……………………………………………………………………………..
El O konuda elinizden tutacağız elbet……………………………………………………………………..
Kuru Onun kuru eserleri bize bir şey vermez…………………………………………………………………
Sıcak Bizi oldukça sıcak karşılamışlardı………………………………………………………………………….
Ayak Basit konularda bile ayağımıza bağ oluyorlar………………………………………………………..
Kanat Çocuk oyuncağı görünce kanatlandı…………………………………………………………………….
Kanat Onlar her zorlukta bize kol kanat oldular………………………………………………………………
İşten artmaz, dişten Artar…………………………………………………………………………………….
Ağız KEFaller derenin ağzına yığılmıştı………………………………………………………………………….

RAYLAŞ