‘Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz. Allah israf edenleri sevmez.”
Araf Suresi 31

“Ey iman edenler: Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz nzıklann iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin.”
Bakara Sûresi 172

“Artık, âyetlerine inanan kimseler iseniz üzerine Allah’ın ismi anılmış olanlardan yiyin,”
Enam Suresi 118

Hz, Muhammed (s.a.v.) “Bu dünyada ve öbür dünyadaki en iyi içecek sudur” buyurmuştur. Yeryüzünde türlü sular vardır, ama her su içilecek özellikte değildir. Çünkü metabolizmanın sıhhatli emek harcaması yalnız buz strüktürlü su kısaca hafifçe su ile mümkündür. Vücut, tüm işlemlerini yegane eritici olan su vasıtasıyla gerçekleştirir. Vücut neminin dengede tutulması, yiyeceklerin hazmedilmesi, gıda maddelerinin emilmesi ve hücrelere taşınması, fazlalık ve zararı dokunan maddelerin eritilerek dışarı atılması bu işlemler dahilindedir. Protein moleküllerini insan vücudunda birleştirerek tutan şey hafifçe, buz strüktürlü sudur. Binanın yapısında çimentonun kalitesi ne kadar mühim ise, vücut yapısında suyun kalitesi de o denli önemlidir. Çimento kaliteli ise yapı yüzyıllarca ayakta kalır, kalitesiz ise kısa zamanda çöker.

Su molekülleri enerji bağıyla birbirine bağlanarak strüktürel bir kafesoluşturur. Molekülleri birarada tutan bu enerji bağı, dışarıdan gelen pozitif ve negatif etkilere açık durumdadır. Suyu hafifçe ya da ağır hale getiren ise bu enerjinin pozitif ya da negatif olmasıdır.
Japon araştırmacı Dr. Masaru Hmoto, toplamış olduğu su numunelerini dondurarak değişik bir metotla fotoğraflarını çekmiştir. Doğal akan sular çok güzel kristaller oluşturmuş, musluk suyu ise kristalleşememiş ya da bozuk kristaller oluşturmuştur.

“Sevgi, “şükran’ ve “melek” yazılı kağıtlara sarılan şişelerde bulunan su dantel şeklinde güzel kristaller oluştururken “şeytan” yazılı kağıtla çevirili şişedeki su, kapkaranlık bir delik görüntüsü vermiştir. Su, değişik müziklere ve resimlere de değişik tepkiler göstermiştir.
Tv, bilgisayar, cep telefonu ve mikrodalga fırından yayılan elektromanyetik dalgaların suya verdiği etkinin fotoğrafları da aynı metotla çekilmiştir. Fotoğraflardaki görüntü “şeytan” sözcüğü karşısında elde edilmiş görüntüyle şaşırtıcı bir benzerlik göstermiştir. Dışarıdan gelen söz, müzik, elektromanyetik dalgalar ve görüntüler şişedeki suyu iyi mi etkiliyorsa insan vücudunu oluşturan yüzde 70 oranındaki suyu da aynı şekilde etkisinde bırakır.

Rahat yazılar, dalgalar ve resimler su üstünde bu kadar etkili olabiliyor- sa, Allah kelamı Kuran ayetleri okumanın suyu ne kadar etkilediği tasarım dahi edilemez. Okunmuş su ile fizyolojik ve ruhsal tüm hastalıkları tedavi etmek mümkündür.

Bilimsel araştırmalar kullanılan suyun ruhsal, bedensel ve zihinsel sağlığı direkt etkilendiğini ortaya koymuştur. Hasta bir bedende sıvı dolaşımı durağan hale geçmiştir. Sıhhatli olmak İçin bedende bulunan yüzde 70 oranındaki suyun saflaştırılıp hafifletilmesi gerekir. Yalnız kaynağından alınan su saf olabilir.

Suların en üstünü zemzem suyudur. Dağ buzullarından ve eriyen karlardan nehirlere akan sular, sıhhatli sulardır, bilhassa yüksek kaynaklardan aşağıya, taşlar üstüne, şiddetli ve uzun süre akan, kesintisiz hareket ederekhafifleyen sular sağlığa faydalıdır. Yağmur suyu da hafifçe sulardan biridir. Yalnız yağmur suyunu, yağmur şiddetli yağmaya başladıktan 15-20 dakika sonrasında toplamak gerekir. Çünkü ilk damlalarla havadaki kirler temizlenir. Yağmur suyu ishali durdurur, karaciğer ve böbrek hastalıklarını hafifletir.
Sıhhatli su sağlamak mümkün değilse, evde bu suya benzer su hazırlanabilir. Kaynak suyuna yetişme imkanı olmayanlar için en hafifçe, en yararlı ve tadı en güzel su, buzdan yeni eritilen sudur. Cam ya da emaye kaplara su doldurarak buzlukta donmaya bırakılır. Sonrasında buzluktan alınarak erimesi beklenir ve dibinde oluşan kalıntılar atılır. Su, eridikten sonrasında 10-12 saat diri kalır, sonrasında ağırlaşmaya başlar ve tadı değişiyor. Ağırlaşmasını Önlemek ve şifalı hale getirmek için suya Kur’ân-ı Kerim okumak gerekir.

Yoğurt suyu, meyve ve sebze suları hafifçe, diri, şifalı sulardır. Taze meyve, sebze, bolca kavun ve karpuz yiyenlerin suya ihtiyacı yoktur. Kaliteli suyun olmadığı yerlerde meyve, sebze, kavun ve karpuz yenmeli ya da meyve-sebze suları içilmelidir.

Durağan göl suyu, hareketinin azlığından dolayı ağır sudur. Yeraltı sularının, mağara ve kuyu sularının yapısı ise serttir. Dere suyu ile kuyu suyunun karışımı, kaynatılmış ve kaynatılmamış suyun karışımı, İçine buz atılarak içilen su sağlığa zararlıdır. Çünkü değişik yapılardaki sular hafiflikte birbirine uygun değildir. Değişik bölgelerin sularını ya da değişik yapıdaki sulan aynı gün içinde içmek zorunda kalan şahıs, 4-5 saatlik arayla içmelidir kİ, İlk içilen su İkincisi gelmeden vücudu terk etmiş olsun.
Depolarda muhafaza edilerek satılan sular, en ağır sulardandır. Vücut bu suları hafifletmekte zorlanır, çok enerji harcar, acele yıpranır ve ihtiyarlar. Bu suları canlandırmak için, suya okumak ya da gerekirse ilkin kaynatıp sonrasında buzlukta dondurmak ya da en azından, İçmeden ilkin 3-7 kez bardaktan bardağa besmele ile boşaltarak suya hareket kazandırmak gerekir. Bu hareket sudaki negatif enerji içeren ve suyu ağırlaştıran bağlantıyı kırarak suyu hafifletir.

F4er abdestten sonrasında bir çok yudum su içmek sünnettir. Sabah, abdest aldıktan sonrasında içilen bir çok yudum su, bağırsaklardaki kalıntıları ve gazı hareketlendirir ve büyük abdeste kolay çıkmayı sağlar. Büyük abdest problemi olanlar ise her sabah yarım ya da 1 bardak soğuk ya da ılık su içmelidir. Sıhhatli ve genç kalmak için insanoğlunun günde 1-2 bardak hafifçe (okunmuş su, yağmur suyu ya da buzdan yeni eritilmiş su olabilir) su içmesi ve soğuk suya alışması gerekir. Soğuk suyun yerini hiçbir şey dolduramaz.
Resulullah (sav)suyu üç solukta İçer, bunun daha doyurucu, hastalıklardan koruyucu ve daha afiyetli bulunduğunu söylerdi.

Su ihtiyacı, insanoğlunun sağlığına ve yediği yiyecek miktarına bağlıdır. İnsan vücudu dünya şeklinde yüzde yetmiş sudan, yüzde otuz katı maddeden oluşur. Kısaca her 30-40 gr. kuru yemeğe karşılık 60-70 gr. su tüketmek gerekir.
Meyve ve sebze suları da su olarak değerlendirilir.
Çok fazla su içmekte hayır yoktur, çünkü su kana karışarak kan miktarını artırır. Kanın artması kalbin kan pompalamasını zorlaştırır ve kalbin rızkı (atışların sayısı) acele tükenir. Hastayken şifa niyetiyle, fazlalıkları eritmek ve çıkartmak için 1-1,5 litre su (meyve-sebze suyu ile) tüketilebilir. Fakat iyileşince, su miktarını derhal azaltmak gerekir.

Yedi durumda su İçmek hastalıklara sebep olur.

Bitkin ve terliyken, banyodan sonrasında, yiyecek esnasında, yemekten derhal sonrasında, meyve ve kavun yedikten sonrasında, ayakta ve uykudan uyanır uyanmaz. Bu durumlarda, gereksinim olursa ama bir kaç ufak yudum içilebilir.

İnsan fıtratına en uygunu, günde 2 kez, sabah uyandıktan sonrasında ve yemekten 1,5-3 saat sonrasında su içmektir. Su, sabah içildiğinde bağırsakların çalışmasına, yemekten 1,5-3 saat sonrasında içildiğinde, hazma destek sunar.

Yemekten ilkin de su içilebilir. Fakat burada ufak bir ayrıntıya uyanık olmak gerekir:
Yemeğin kokusunu aldıktan sonrasında su içmek doğru değildir. Çünkü, pişmekte olan yemeğin kokusu algılandığı anda(- ağız ve midede enzim üretimi başlar. İçilen su bu enzimleri bağırsağa akıtarak sindirimi zorlaştırır. Bu sırada en fazla bir çok ufak yudum su içmek mümkündür.
Maden suları kanı temizler, yaraları kapadr, gövde kokularını giderir. Fakat günde bir bardaktan fazla maden suyurçilmeyeceği şeklinde her gün tüketmek de doğru değildir. Kişinin sağlığına gore, tabip tavsiyesiyle, belli başlı maden suları, lüzumlu oranda içilir. j
Vükürtlü kaplıca suları, dalak ağrısına, dalak şişmesine, karaciğer hastalıklarına, romatizmaya, felce, alerjiye, yaralara, eklem ve ten hastalıklarına şifadır. Deniz suyu neredeyse kükürtlü su kadar etkilidir. Demir ve bakır içeren kaplıca suları, böbrek, dalak ve mide için çok faydalıdır.
Gençlerin soğuk suyla abdest almaları ve gusletmeleri olağanüstü yararlıdır. Soğuk su, sinirsel hastalıklara, böbrek ve yumurtalık iltihabına, başka iltihaplı ve yakıcı hastalıklara iyi gelir. Fakat tüberküloz, sara ve karaciğer hastaları tedavi olmadıkça soğuk su kullanamazlar. Ağır hastalık geçirenlerin, ameliyattan çıkan zayıf bünyelilerin ve yaşlıların ılık su kullanımı daha uygundur. Sağlığı yerinde olanların sıcak suya ihtiyacı yoktur. Olsaydı Allah-ü Teala suyu, kaplıca suyu şeklinde sıcak yaratırdı.

Peygamberimiz (s.a.v.) güneşte ısıtılan su ile abdest almayı ya da gusletmeyi yasaklamış ve güneşte ısıtılan suyun ten hastalığına sebep bulunduğunu söylemiştir. Imam-ı Şafi Hazretleri güneşte ısıtılan su ile abdest alınmasını mekruh saymış hatta bu su ile çamaşır dahi yıkanmasını uygun görmemiştir. Oysa günümüzde doktorlar, günde 3-6 litre tüketmeyi tavsiye etmekte, damacana ve pet şişelerdeki suların güneş altında aylarca beklemesinin sağlığı iyi mi etkileyeceğini düşünmemektedir.
Son yıllarda içme sularına, kokuşmasını önlemek ve tazeliğini korumak amacıyla karbon nanoparçaçıklar katılmaktadır. (Polikarbon su). Ağız kanalıyla vücuda giren nanoparçaçıklar dokularda depolanır, hücrelerdeki metabolizmaya karışarak, mutasyonlara yol açabilir.

RAYLAŞ